Yalnız ölüm kurtarır, bizi bütün aldanışlardan bir ölüm kurtarabilir, ama ancak şu ölüm: Bize yeni yeni azaplarla dolu ahreti lütfedecek olan değil de, bizi hiçlik ülkesine, boşluklara gömecek olan ölüm.
Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar
Gelir giderler, dünyayı bezer dururlar;
Göklerin eteğinde, toprağın koynunda Doğdukça doğacak daha neler neler var.
Bizi bizden alan şaraba gönül verdik;
Coşup taştık; yerden kopup göklere erdik.
Tenden bedenden soyunuverdik sonunda
Topraktan gelmiştik, yine toprağa girdik.
Batacak rıhtımlara tutunmak; bu tehlikeli
Şarkılar da kurtaramaz ıskalanan her bir şeyi
Bu yüzden seninleyiz sınırında yasakların
Kalbimizde öğütler ve akabinde bir kan tadı
Kıskanırken ferahlığını bir açmazın
Sakladıkça sonluğunda artan hüznü hesaplarım
Asla mağlup olmaz
Aşkla doğan günde
Yaşlar, ışıltını ufka hep yazarlar
Neden sonra neşen bir gün karanlıkta başlar
Bilirsin kahkahalar bir çığlık da saklar
Yanıtı kayıp bir “puzzle""ım esasen
Yürürüm öfkemi kınına koyarken
Kırılır bileğim bu burca çıkarken
Ölümün yüzünde bir çiçek açarken
Gelecek kaçarken ardına düşer gölgen
Elini bırakmam söz
Sen, sevincini yaşarken aklına diken gözler
Sesini duyarken dönmem
Adım atsak da bıraktık yaşamı, gören de sadece mutlu sansın
Yanmayı düşünür yoksun olanlar, oysaki kalpleri buzla kaplı
Seni terk etmedim burada kaldım, aşk benim boynumda muska kaldı
İnsan kalanın derdi vardı, hasreti yorgun vuslat aldı