Sen,
Adını bilmediğim bir kövde doğmuşsun...
Kucak kucağa büyümüşsün toprakla,
Yorulmuşsun, sevmissin
Harman yapmışın,
Çocuk yapmıssın,
-Topraktan korkum yok ki zaten-
Diyebilmişsin ölürken..
Unutmak istiyorum zaman zaman,
Ne yapsam, ne etsem olmuyor,
Kabulleniyorum,
Kabulleniyorum da -gelgelelim-
İçim içimi yiyor...
Nasıl ki, unutamaz insan
Bir kez gerçekten sevdi mi..
Senin anlayacağın Elagözlüm şimdiden
Alıştırıyorum kendimi...
Bilmem rengi nasıldır, boyu ne kadar,
Biçen her kimse yıllardır yanlış biçiyor;
Bir elbise ki, alabildiğine dar..
Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor?
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..
Çekemezsin bir yere sineden başka,
Biliyorum günler hep böyle geçecek.
Ne akşamleyin komşu, ne bir akraba,
Ne bir dost, oturup karşılıklı içecek..
Yalnızlık sade şurda burda değil,
Düşüncede, hatırada ve dilekte.
Hangi taşı kaldırsan, nerde "of!" çeksen
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte..