şimdi jude, hayatta bazen iyi insanların başına güzel şeyler gelir. ama sen endişelenme çünkü o kadar da sık gelmez. geldiği zaman, bu iyi insanların teşekkür edip yollarına devam etmeleri, iyiliği yapan kişinin de belki bundan mutluluk duyduğunu düşünmeleri, iyiliği yaptığı kişinin neden bu iyiliği layık olmadığına dair bin dereden su getirmesini dinlemek istemeyebileceğini akıllarında tutmaları gerekir.
anlamaz oldu dünya beni / ben ona bunca zamanımı harcadıktan sonra.
şarkı bir ressamın hayatını anlatıyordu ve kendisi kesinlikle ressam değildi. fakat kaybetmeyi, kendini dünyadan koparmayı, inziva ve emniyet dünyasına çekilmeyi, kaçış ve keşif arzularını aynı anda tatmayı derinden, adeta hayvani bir dürtüyle sezinliyordu.
hiçbir anlamı yok benim için / dünyanın beni ölü bilmesinin / hayattayım diye bağırsam ne çare / ben geçmişim artık bu dünyadan.
fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik olarak örülüyor, ayıplanıyordu. kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.