öncelikle, tam olarak bir inceleme olmayacak ama dağılmadan kitapla ilgili aklımda ne varsa yazmak istedim olur da daha sonra hatırlamak istersem diye.
sylvia'dan okuduğum ilk eserdi o yüzden başlarken epey heyecanlıydım ama aynı zamanda bir sürü kafa karışıklığı içinde olduğum bir dönem geçirdiğimden elimde sürünür diye korkuyordum. başlarda korktuğum başıma gelmedi ama ortalara doğru gerçekten koptuğumu hissettim. yine de yarım bırakmak istemedim ve sanırım son zamanlarda verdiğim en iyi karar buydu çünkü o andan itibaren kitap çok daha fazla ilgimi çekmeye başladı, anlamadığım her şey yerine oturdu ve bir nevi esther ile birlikte o bunalımın içinden çıkmaya başladığımı hissettim. bir yandan da bunu kafamdaki karışıklıkları çözmemle birlikte gelen rahatlığa bağladım ve tam da bu yüzden kitapla ve hatta sylvia ile aramda düşündüğümden farklı bir bağ kurulmuş oldu. sylvia, esther adı altında benim de hikayemi anlatıyormuş gibiydi. bir arkadaşına sırça fanus'un çıraklık dönemine ait otobiyografik bir yapıt olduğunu ve kendini geçmişten kurtarmak için onu yazması gerektiğini söylemiş. annesinin anlattığına göre de "kendi yaşantımdan aldığım olayları bir araya toparlayıp, renklendirmek için hayal gücümü kullandım. aslında yalnızca para kazanmak için yazılmış bir kitap, ama sanırım bunalım geçiren bir insanın kendini her şeyden ne kadar soyutlanmış hissettiğini gösterecek... kendi dünyamı ve içindeki insanları bir sırça fanusun çarpıtıcı merceğinden görüldüğü gibi anlatmaya çalıştım." diyor. kitabı yazdığı dönemdeki hayatı ve psikolojisini de tüm bu söylenenlerle beraber düşündüğümde bana kendi geçmişimin karmaşasından kurtulmam için ilham oldu.
hâlâ sırça fanusumdan kurtulmuş değilim ama en azından nefes alıyorum.