Elimde tuttuğum, o ince kabuklu yumurtalar
İlelebet elimde duracak
Ne zordur pamuk ipliğinde yaşamak
Pamuk ipliğinde yaşamayı bilmek
O yumurtalardan biri bir gün kırıldı
Ne yumurta için ne de benim için
Yaşamak telaşı eskisi gibi olmadı
Diğeri elimde gözüme masumca bakar
O da kırılırsa taşıma yükü sırtıma yük olmayacak
Yumurtayı bir köşeye bıraktım
Diğer yumurta için yaslar tutmak gerek
Tutmasam az önceki yumurta bana düşman olacak
Kendi bildiğimi okumaya çalıştım
Diğerlerinin bildiklerini yazan kitaplar bana düşman
İnsan kendiyle yaşasa başkasına hasret
Başkasıyla yaşasa kendine hasret
Yapacağım en iyi şey o yumurtayı bıraktığım yerden almamak
Arkama bakmadan gitmenin burukluğu nedir?
Bana sor, ben bilirim
Fuat Adıgüzel
Mübarek gözleriyle bana bakan insanlar
Ne görüyorlar acaba?
Mübarek olmayan gözlerimle bakınca
Koca bir boşluk görmenin ıstırabı
Nereye gideceksin acaba mübarek insan
Çek kibirli gözlerini üzerimden
Seksen koluya dünyaya sığınmış ihtiras rüzgarları esiyor
Yeryüzünde hazlar başına buyruk dolaşıyor
Aldatmak yalnızca biriyle mi?
Yalnızca ben görüyorum galiba
Çıplak, anadan üryan gezen ahlak
Koca bir boşluk, hiçliğin içinde kelimelerle uğraşıyorum
Fuat Adıgüzel
Anlamsızlığın yelkenlerini kaldır gökyüzünü
Beş parmak hesabı henüz icat edilmedi
Göğüsleri birbirine çarpan güçlü aşıklar
Ruhlarıyla birlikte yeryüzünü terk etti
Sevginin çorak arazilere ekildiği tohumları topladım
Toprağın en dibine kadar gitmiş
Sanki kendilerini yok etme telaşı içerisindeydi
Uğraş, yoğun uğraş, işe yaramasını istediğim uğraş
Elimde çürümeye yakın sevgi tohumları
Gözüme kestirdiğim yüksek, kibirli dağ
Senin tepeni sevgiyle attırmaya geliyorum
Hazır pozisyonda bekle beni
Anlamsız kehanetlerim yanıma kar kalacak
İstenmeyen bir sabahın masum ışıkları
Göz kapaklarımın altındaki gerçekliğe vuracak
İşte o zaman geleceğim senin tepene sevgi tohumları ekmeye
Fuat Adıgüzel
Evin penceresinden dışarıya bakar
Lakin yüzünü gösteren pencereye bakamaz
O masum pişmanlıklarla dolu
Hep içinde yalnızlığın yeşermeyen otlarını eker durur
Etrafındaki geniş dağları gün içerisinde sürekli izler
İçindeki yüksek dağları izlemeye gelince yorgun bir çocuk
Bilgilidir de
Terazinin ağır kesesinde duran bir bilgiyi ruhunda taşır
Görmek istemez
Sıradanlığın içinde milyonlarca yıl kürek çekmiştir kendisi
Kendi kendine kasaplık yapar
İnsanlara iyilikler, bilgelikler aktarırken
Kendini yalnızca bir deriden ibaret sanar
Pişmanlıkları geride bırak artık deriden ibaret adam
Sigaranı yak heybetli dağlarla karşılıklı karşılıksız
Kendini içinde o cevhere bırak
Fuat Adıgüzel