1950'de Hemingway Nehrin Ötesinde Ağaçlara Doğru adlı kitabını yayımladı. Kitap başarısızdı; eleştirmenler hayal kırıklığına uğramış, okurlar sırt çevirmişti. Başarısızlık Hemingway'in kötü yanlarını ortaya çıkardı; öfke krizleri geçiriyordu. Bütün yazarları kıskanan Hemingway William Faulkner'in Nobel Ödülü aldığını duyunca çıldırdı, o ödülü kendisi almak istiyordu.
Hemingway'in yıllandıkça itibarını öteki yazarlar kadar iyi koruyamadığı da başka bir gerçektir. Günümüzde sanatsal dehasının William Faulkner hatta F. Scott Fitzgerald kadar takdir edildiği söylenemez. Yine de dört yıldızdan biridir. Ama hayatının incelenmesini gerektiren öteki üç yazardan çok daha önemli bir yanı var: Hemingway yalnızca yazar değil bir Şahsiyet'tir. Yaşamı ile yapıtları öylesine iç içe geçmiştir ki birini ötekinden ayırmak söz konusu
Ernest Hemingway'in önemli yazar olduğunu ileri sürmek epeyce kolaydır, yirminci yüzyılda Amerika'da binlerce roman yayımlanmış olsa da yirminci yüzyıl Amerikan romanındaki devlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez, hatta bir parmak da açıkta kalır. Gerçekten ancak dört kişi sayılabilir: Ernest Hemingway, William Faulkner, F. Scott Fitzgerald ve John Steinbeck. Hemingway'in yirminci yüzyılın büyük romancıları arasında olduğu tartışma götürmez. Evet, bütün bir yüzyıl boyunca yetişmiş büyük romancılar için bu denli kısa bir liste oluşturmanın saçma göründüğünü biliyorum. Ama hem kamuoyu hem de yirminci yüzyıl yazarlarının kendileri en büyük ve en etkileyici edebiyat dehalarını sayarken yalnızca bu dört isimden söz eder. 1950'den sonra ortaya çıkan hiçbir yazarın bu dördünün ulaştığı ünün ve edebiyat yıllıklarında, okul kitaplarında kapladığı yerin yanına bile yaklaşamadığı kesindir.
Küçükken kitaplarımızdan birinin içinde bir resim vardı, karanlık bir yere bir tek ışık giriyor ve ikiye bölünerek gölgeden çıkan iki yüze vuruyor.
Ses ve Öfke