Suçluluk. Kahrolası suçluluk. Kezzap gibi aşındırıcı suçluluk. İnsan suçluluk denen zehri tifo gibi ömür boyu taşıyabiliyor.
Suçluluk ve utanç, insan psikolojisinin derin köklerine işleyen iki güçlü duygudur. Her ikisi de bireyin kendi davranışlarına yönelik içsel bir değerlendirme sürecinden doğar, bireyin belirli bir davranışı veya eylemi nedeniyle duyduğu pişmanlıktır. Kişinin eylemleri veya eylemsizliği sonucunda zarar verdiğine inandığı birine karşı hissettiği sorumluluk duygusudur da..
Birey, kendi değer sistemine veya toplumsal normlara aykırı bir davranış sergilediğini hissettiğinde suçluluk duygusu ortaya çıkar. Bu duygu kronikleştiğinde, bireyin benlik algısına zarar vererek yetersizlik ve değersizlik hislerini tetikleyebilir.
Istırap tüm hışmıyla ruhun en derinliklerine damgasını vurduğunda tiksinti , kendinden nefret ve mantıken ancak suç işleyenlerde görülebilecek bir suçluluk duygusu doğurur ki aslen ortada kabahat yoktur.
Utanç ise bireyin tüm varoluşunu hedef alır ve daha derin bir düzeyde işler. Utanç, bireyin davranışlarının ötesinde, kimliğiyle ilgili bir kusurluluk hissi uyandırır. Bireyi yalnızlık, izolasyon ve kendine yabancılaşma duygularına sürükleyebilir. Bu iki yakıcı ve kavurucu duyguya hapsolmuş bireyin ruhunun dayanıklılığı ve kırılganlığı dibe vurur, hem zihinsel hem de duygusal sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratabilir..
bireyin özgüvenini ve özsaygısını zayıflatabilir. Sürekli suçluluk hissi, bireyin kendi değerini sorgulamasına neden olur, kendini affetmesini imkânsız hale getirebilir.
Utanç ise bireyin kendisini tamamen reddetmesine yol açabilir. bireyin kimliğiyle, varoluşuyla ilgili derin bir eksiklik veya değersizlik hissetmesine neden olabilir.
Suçluluk ve utanç, insanı davranışlarını tetiklediği kadar varoluşunu