16. yüzyılın ortalarında patlak veren ve politik, ekonomik ve dinsel bir kargaşa döneminde "düzen ve güvenlik" ihtiyacını karşılamak
için kışkırtılan bu çılgınlık, 17. yüzyılın ortalarinda yatıştı.Hem laik,hem de dinsel otoriteler, kendi yaydıkları inançları gene kendileri reddetmeye başladılar.Geride, işkenceyle öldürülmüş binlerce kadın cesedi ve fanatizmin dehşetiyle iktidar ile kadın düşmanlığı arasındaki sıkı bağa ilişkin tüyler ürpertici bir ders bırakarak..."