*Kan çanağına dönmüş, iri gözlerini üzerime
dikti.*
"Ee, sonunda neye varacağını sanıyorsun?
Yok, hayır. Yanlış nedenlerle doğru bir iş yapmaktansa,doğru nedenlerle yanlış bir iş yapmak iyidir.Ah, nasıl anlatayım..."
*Anlıyordum oysa. Bizi dönüşü olmayan alacakaranlık yollara sürükleyen o doğru ile yanlış belirsizliğini, yani yazgılarımızın bataklığını kavrayacak durumdaydım.*
16. yüzyılın ortalarında patlak veren ve politik, ekonomik ve dinsel bir kargaşa döneminde "düzen ve güvenlik" ihtiyacını karşılamak
için kışkırtılan bu çılgınlık, 17. yüzyılın ortalarinda yatıştı.Hem laik,hem de dinsel otoriteler, kendi yaydıkları inançları gene kendileri reddetmeye başladılar.Geride, işkenceyle öldürülmüş binlerce kadın cesedi ve fanatizmin dehşetiyle iktidar ile kadın düşmanlığı arasındaki sıkı bağa ilişkin tüyler ürpertici bir ders bırakarak..."
"Bir insan yetenekle geçecek koca bir ömrü birkaç yıllık bir
şanla neden takas eder ki?"
Luc'ün gülümsemesi karardı.
"Çünkü mutluluk kısa sürelidir
ama tarih kalıcıdır ve sonunda," dedi, "herkes hatırlanmak ister."
"Elveda Giovanni! Nefret dolu sözlerin yüreğime bir kurşun gibi işledi ama onlar da ben göçüp gidince kaybolacaklar.Ah! Ta baştan beri senin içindeki zehir benimkinden fazla değil miydi?"