AmorFati

AmorFati
*Özgürlüğü ve hayatı hak edenler,onu her gün fethetmek zorunda olanlardır! Goethe -- *Soledad/AmorFati/MementoMori/CarpeDiem/GnothiSeauton/YinYang --
567 okur puanı
Ağustos 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·392 syf.··
2019 16. kitabı
** 'Süveyda,insanın manevi varlığının ve idrakinin merkezi imiş.Kalbinin tam ortasında bir kan pıhtısı,siyah nokta.Bütün kan dolaşımının ve bütün akışların merkezi.Kan damarlarda dönüp dolaşıp yine oraya gelirmiş. -Süveyda'nın sevmek demek olduğunu da o vakit öğrendim ve sevdamızı yaşatacak şeyi oraya gömdüğünü anladım... -'Süveyda'nın yüksek anlayış noktası ve aşkın tecelli ettiği yer olduğunu bana Decan Ojeda söylemişti.' ** 'Özlemek düşünmeyi,düşünmek hayal etmeyi,hayaller de şekil ve kalıplar içinde görmeyi getiriyordu.' ** 'Sırları,bağrında gizli duran biri olarak yaşamanın ağırlığını kimse bilemez.'
Efsaneİskender Pala · Kapı Yayınları · 202016,5bin okunma
Reklam
9/10
·224 syf.··
2018 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2018 21:37
Günümüz Türkiye'sinin ve dünya sistemlerinin,din,Tanrı,ahlak,ezilenler,iktidar kavramlarının derinlemesine anlatıldığı ve toplumsal değişim- dönüşümlerin bugünlere temas eden inanılmaz tespitlerin ve önemli hususlara dayandirilan gerçeklerin yer aldığı nefis bir kitap.Şu bir gerçek ki hangi yüzyılda yaşarsak yaşayalım dünyada değişen hiçbir şey yok. Sürekli kendini tekrar etmeye devam ediyor...
Yıkıntılar - Cilt 1Volney · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 197854 okunma
9/10
·232 syf.··
2018 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 19:05
Atatürk'e olan sevgimin,aşkımın ve özlemimin sanırım tarifi yok.Bunun için bildiğim tüm kelimeleri de kullansam oluşacak cümle yetersiz bir cümle olacaktır... Yer yer boğazım düğümlendi,özellikle naaşını tahniti ve defin sürecinde,yer yer gözlerim doldu,kendimi zor tuttum.Ama inanın bana Atama dair öğreneceğimiz her satır bilginin değeri çok büyük..Hastalık sürecindeki hallerinin anlatımında,gözünüzde oluşan betimlemeler gerçekten sarsıcı bir etki yaratıyor..Geçirdiği krizler,hastalığının ilerleme süreci,yarı uykuda yarı uyanık geçen süreçlerde hayallerini hala diri tutuşu ve umutsuzluğa asla yer vermeyişi,karnından ilk su alınışında (12 litre) çektiği acıyı ve sonrasında derin uykusundaki rahatlığı..Adeta 'evet artık rahatladı iyileşecek' diye benim bile o umudun içine girmelerim.Çok fazla duygu devinimleri yaşadım..Sabiha Gökçen'in Ata'yı anlattığı bölümlerin bitmesini istemedim.İmrendim,kıskandım ona olan yakınlığını. Tarih kitaplarından edindiğimiz bilgiler dışında Atatürk'ü anlamamız için bu tür hatıratların daha fazla okunması gerekir.Çünkü çok fazla referans üzerinden yazılmış bir kitap.Oldukça nitelikli belge ve arşiv kullanılarak oluşturulmuş okuması keyif veren güzellikte bir kitap olmuş. Ona yakınlığıyla bilinen isimlerin onu adeta yaşayarak anlattıkları bölümlerde sayfalar akıp gidiyor.Son bölümde -Ölümünün Ardından- Necip Fazıl Kısakürek'in Atatürk'e dair kesitinde sanırım her satırın altını çizdim... Dünya lideri olmak,asırların lideri olmak ve o lidere sahip olmak bizler için gerçekten eşsiz bir ayrıcalık.Fakat ne yazık ki günümüzde Ona hak ettiği kıymetin verilmiyor olmasını ise büyük bir ihanet olmakla birlikte insanlık dışı,canice ve en aşağılık türden bir saygısızlık olarak nitelendirebilirim!.Her şeye tahammül edebilirim ama Ona yapılan ve
Tarih
Atatürk'ün Son 100 GünüCevat Şenol · Yılmaz Basım · 201064 okunma
6/10
·144 syf.··
2018 35. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2018 16:17
Öncelikle yazara, imzalı kitabını hediye olarak gönderdiği için teşekkürlerimi sunmakla başlamak isterim.Epey uzun zaman oldu alalı ancak her kitabın bir okunma zamanı vardır,inancıyla kitap sırasını bekledi ve onu bugün okuma şansım oldu. Öncelikle belli olduğu üzere kitap temelde, psikolojik çözümle,bilinçaltı ve hayal dünyasının kurgusal gerçekliği/gerçekdışılığı üzerine inşa edilmiş olarak karşımıza çıkıyor.Kullanılan dil yer yer akıcı olmakla birlikte yer yer anlam ve olay bütünlüklerinden kopma noktasına geldiğinden okuru yoran bir hal alıyor.Eminim herkeste durum aynı olmayacaktır.Olayların(bilinçaltı senaryoları) karakterler ekseninde sürekli ve hızla değişimi,okuru Bay Şair’in hayal dünyasında bir kovalamaca içine sokuyor.Kurgusal kopukluklar ve tamamlanmamış cümleler,bitmemiş meseleler varmış gibi hissettirdi pek çok yerde.Bu nedenle bir sonraki olayın içine girdiğimde bir öncekine dair bir bitmemişlik ve bağlantısızlık sorunu olduğunu düşünüyorum. Duyguların aktarımı kimi yerlerde çok güçlü kimi yerlerde eksik ve yetersiz.Diyalogların akıcılığı ise kitabı hızla okunabilir kılması açısından başarılı.İtalik ile yazılan kısımlarda duygu aktarımı ve geçişleri sanırım daha güçlüydü.Ve hikayeyi kurtaran ve ona kısmen de olsa anlam derinliği kazandıran bölümler olduğunu düşünüyorum. İlişkileri ise Bay Şair’in hayal gücünün sınır tanımazlığı,bilinçaltında biriken ve ruh dünyasına yansıyan sıradışı bir nevrozun yaratımı olan ilişkiler silsilesi olarak tanımlamak gerek sanırım. Genel hatlarıyla farklı bir roman.İnsana adeta zihinsel jimnastik yaptıran,kurgusal anlamda bir miktar yetersiz olduğunu düşündüğüm ve daha güçlü bir finalle bitirilse daha çarpıcı bir etki yaratırdı,diye düşünmeden edemediğim bir roman.Bunun da nedeni seçilen konunun zor bir yerden olması
Kaybolan Düşler Senfonisiİbrahim Yusuf Pala · Karina Yayınevi · 2017235 okunma
10/10
·116 syf.··
2017 85. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2017 17:20
'Vincent Van Gogh'u ne kadar tanıyoruz?' sorusu doğru bir soru olmaz sanırım.. Tarihe sanatıyla damga vurmuş sanatçılara dair bilgilerimiz o kadar eksik ki!..Eğitim sistemimiz sanat öğretisinden,sanat felsefesinden,bilgisinden,tarihinden ne kadar da uzak saçma sapan içeriklerle doldu taştı!..Sanata ne kadar da uzak bir toplumuz!Onlar hakkında bildiğimiz şeylerse son dönemlerde popüler kültürün vazgeçilmezi olan yaygın kullanım aracımız sosyal medya paylaşımlarında belli başlı birkaç sanat içerikli sitelerden önümüze düşen haberler,onlara ait sözler,belki kısa animasyon filmler vs..Ancak belli bir sanat tarihi alt yapımız ne yazık ki yok..Bu gerçek anlamda üzücü,ürkütücü...Çünkü sanat bireysel gelişimimize,varoluşumuza,ruh dünyamıza ciddi anlamda önemli katkılar sağlıyor..Sanatsız bir toplum olur mu?Acı ama gerçek şu ki neredeyse yok hükmündeyiz…. Üniversitelerde bu şansımız biraz olsun mümkün olabiliyor ve özellikle şuan üniversitede okuyan arkadaşlarıma ciddi olarak öneride bulunmak istiyorum ki,lisans alanınız ne olursa olsun seçmeli olarak alabiliyorsanız mutlaka sanat tarihi,sanat felsefesi gibi dersleri alın lütfen..Ben Sosyoloji bölümünde okuduğum halde GSF den alabildiğim kadar ders aldım,kendi alanımla kendimi sınırlamak istemedim..Ta liseden beri ruhumun açlık çektiği ve yatkın olduğum sanata karşı, özel bir yetenek ya da uzmanlığım olamasa da bunu o zamanki fırsatlarla şansa çevirmeye çalıştım..Eksiklerimi boşluklarımı doldurma çabasında oldum..İyi de oldu..Lütfen sanattan uzak kalmayın..Eğitim sistemimiz bu imkanı vermiyorsa bireysel bilinçle harekete geçin ve gerekeni yapın... Van Gogh'un biyografisine elbette girmeyeceğim ancak,çalışmalarının nasıl oluştuğu,nasıl bir hayatın ürünleri olduğu,onları oluşturma çabası,gelecekte iz bırakmak isteyişindeki
Eğitim
Son MektuplarVincent Van Gogh · Kırmızı Kedi Yayınları · 20168,1bin okunma
Reklam