+Babam asla değişmeyecek. -Kesinlikle haklısın. Değişmeyecek. Tatlım, önünde koskoca bir hayat var. Muhteşem bir zekân ve iyi bir kalbin var. Her şeyi başarabilirsin. Onu affet Tuff. Affet ki bu muhteşem günün tadını çıkarabilesin. -The Prize Winner of Defiance
Film
The winner takes it all
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
The winner takes it all.
Müzik
Fenerbahçe
domenico tedesco’nun fenerbahçe kariyeri, tam olarak “iyi başlayıp kritik yerde dağılan hikâye” gibi ilerliyor. kağıt üstünde bakınca modern futbolun bütün gereklilikleri var: önde baskı, hızlı geçiş, hareketli hücum. hatta bazı maçlarda “ulan bu takım baya iyi oynuyor” dedirtiyor. ama işte mesele zaten o değil. mesele, fenerbahçe gibi bir takımın iyi oynaması değil, kazanmayı bilmesi. ve tedesco’nun takımı şu an en temel büyük takım refleksini gösteremiyor: öndeyken maçı öldürmek. dakika 70’ten sonra takımın fişi çekiliyor sanki. skor koruma yok, oyun kontrolü yok, panik var. 90+’larda yenilen ya da kaçan puanlar artık “şanssızlık” değil, direkt teknik direktör yazıyor. işin daha tehlikeli kısmı şu: takımın net bir kimliği yok. topa sahip mi olmak istiyor? geçiş mi kovalıyor? set oyunu mu oynuyor? cevap: hepsinden biraz, hiçbirinden tam değil. büyük takım hocası dediğin adam bazen kötü oynatır ama kazanır. tedesco ise zaman zaman iyi oynatıyor ama kritik yerde kaybediyor. bu da uzun vadede krediyi sıfırlar. özetle: tedesco kötü hoca değil ama şu an için fenerbahçe seviyesinde “winner” bir teknik direktör de değil. şampiyonluk gelirse hikâye değişir. gelmezse bu sezon, kariyerinde “bir fırsat kaçtı” diye yazılır.
alıntıdır Looo
"Beyniniz size sürekli yalan söylüyor.(Herkesin okumasını öneririm) Ve en rahatsız edici kısmı bu: Ne kadar zeki olursanız, o yalanlar o kadar ikna edici oluyor. Adı Daniel Kahneman. 2002'de Ekonomi Nobel'ini kazandı. Hiçbir zaman ekonomi dersi almadı psikologdu. Ama insanların nasıl karar verdiğini o kadar iyi açıkladı ki, iktisat bilimini kökünden değiştirdi. Kahneman'ın keşfettiği şey basit ama ürkütücü: Beynimiz iki modda çalışıyor. Sistem 1: Hızlı, otomatik, sezgisel. Yüzü tanıma, tehlike hissetme, "bu kişi güvenilir gibi görünüyor" deme. Çaba harcamaz, sürekli çalışır. Sorun? Atlayıp gider, çabuk yargılar verir ve asla durmaz. Sistem 2: Yavaş, dikkatli, mantıklı. Matematik yapma, planlama, kanıt değerlendirme. Ama tembel sadece zorunlu olduğunda devreye girer. Günlük hayatınızın %95'i Sistem 1 ile geçiyor. Ve Sistem 1'in bir sorunu var: Size hissettirdiği her şey "gerçek" gibi gelir. Kahneman bunlara bilişsel yanlılık (cognitive bias) diyordu. En önemlileri: Çapa Etkisi (Anchoring): İlk duyduğunuz rakam tüm kararlarınızı etkiler. Bir ürün 1000$ ise sonra 500$ görünür "ucuz". Aslında hiçbir referans noktanız yoktu. Kaybetme Korkusu (Loss Aversion): 100$ kaybetmenin verdiği acı, 100$ kazanmanın verdiği mutluluktan yaklaşık 2 kat fazla. Bu yüzden riskten kaçınırsınız genellikle kendi zararınıza. Aşırı Güven (Overconfidence): Özgüven, doğruluğun göstergesi değildir. Bir hissi. Hikayeniz ne kadar tutarlıysa, kendinize o kadar çok inanırsınız kanıttan bağımsız olarak. İşte burası en çarpıcı kısım: Daha zeki insanlar daha fazla yanılıyor. Neden? Çünkü zeki bir beyin, Sistem 1'de daha hızlı ve daha tutarlı hikayeler üretir. O hikaye ne kadar akıcıysa, Sistem 2 o kadar az şüpheyle yaklaşır. Sonuç? Aynı hatayı ama daha yüksek özgüvenle
Edebiyat