Son Söz Aşkın || #Bridgerton
Bridgerton Serisi, uzun zamandır arayıp bulamadığım bir seriymiş. 'Okuyamama' durumundan çekip kurtardığı için bu serinin yeri bende her zaman farklı olacak ama tabii bu her kitabı için geçerli değil.
Bridgerton ailesini okumak onların her birinin hikâyesini keşfe çıkmak çok kısa süren ama ağızda tatlı bir his bırakan şekilde ilerliyor.
Son Söz Aşkın'da Bridgerton ailesinin 2. Çocuğu Benedict'in hikayesine konuk oluyoruz.
Maskeli bir baloda gümüş elbiseli kız olarak Benedict'in hayatına adeta bir yıldırım gibi düşen Sophie'nin hikâyesi ilk bakışta kalbimde bir yerlere dokundu. Ancak ilerledikçe Sophie'nin cevapları ve hareketleri ile kalbimdeki bu his çabucak geçti.
Maskeli balodan iki yıl sonra Benedict ve Sophie'nin yollarının kesişmesi ile yarım kalan hikâyeleri devam ediyor tabii ancak Benedict, Sophie'nin maskeli baloda gümüş elbiseli kız olduğunun farkında değil. En azından başlarında. Fark ettiği bölümü ise sevdim. Bu hikâyede sevdiğim nadir yerlerdendi.
Kitapta sevgimi bolca duymayı hak eden birisi varsa o da kesinlikle Leydi Violet Bridgerton'dur. O duruşu, o güzel yürekliliği ile bu kitabı götüren karakter bana kalırsa leydimdir.
Şunu da belirtmeden edemem ki serinin ilk iki kitabına kıyasla Son Söz Aşkın çifti bende diğer iki çift kadar iz bırakamadı maalesef.
En Çok Beni Sev || #Bridgerton
Serinin ikinci kitabında Bridgertonların en büyüğü vikont Anthony'nin hikâyesine konuk oluyoruz.
Kitap tıpkı serinin ilk kitabı gibi hızlı okunabilecek bir