Son Söz Aşkın Bridgerton serisinin üçüncü kitabı ve bu kez hikâye, ailenin en sakin görünen ama iç dünyası en derin karakterlerinden biri olan Benedict Bridgerton'un hikayesine tanık oluyoruz.
Masalsı bir baloda başlayan bir karşılaşma, Benedict’in hayatında silinmeyen bir iz bırakıyor. Ancak hayat bazen insanı bambaşka yollardan aynı duygulara götürüyor.
Roman ilerledikçe kaderin ince dokunuşları, sınıf farklarının yarattığı engeller ve kalbin inkâr edemediği duygular hikâyeyi derinleştiriyor. Yazar, klasik bir “Külkedisi” masalını andıran bu hikâyeyi romantizm, umut ve sabırla harmanlıyor.
Aşkın yalnızca bir karşılaşma değil; zamanla büyüyen, sınanan ve sonunda cesaret isteyen bir duygu.
Benedict’in yıllar önce gördüğü o gizemli kadını arayışı, aslında insanın kalbinde bıraktığı izlerin ne kadar güçlü olabileceğini de anlatıyor.
Akıcı anlatımı, romantik atmosferi ve masalsı dokusuyla Son Söz Aşkın Bridgerton serisinin en naif ve duygusal hikâyelerinden biri. Bazen bir bakışın, bir anın ya da bir hatıranın insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini hatırlatan sıcak bir aşk hikâyesi.
Keyifli okumalar dilerim.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Sophie kaldığı eve giderken büyükannesi babana gidiyorsun diye yola çıkıyorlar ve babası da kızı güya evlatlığı olarak alıyor. Sonrasında başkasıyla evleniyor ve onlarda kızı iyice hizmetçi yapıyolar. Bundan sonra olay örgüsü belli bir kısma kadar masalımsı şekilinde ilerliyor. Ve Konusunu okuyunca cinderella tarzındaydı ama tek fark onda prens kızı metres olarak istemiyordu, ülkenin ve kendisinin kraliçesi yapıyordu. Yalan yok ben Benedict'ten bunu beklemezdim ve beklemiyordum da. Bu teklifi yaptıktan sonra gözümden düştü sonrasında iyi olabilir ama benim için o raddeden sonra bitti.
Ve umarım Colin'den böyle bir şey çıkmaz.
Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Alt metninde çok yanlış mesajlar olduğunu düşündüğüm için Külkedisi masalını hiç sevmem. Nedenini şöyle kısaca bir anlatayım: Sessiz, sakin, itaatkar, kendisine ne denirlirse yapan ve her türlü cefayı çeken Külkedisi'nin berbat bir üvey annesi ve üvey kardeşleri vardır. (Üvey anneler ve üvey kardeşler kötüdür, mesajı.) Bu üvey anne ve üvey kardeşler Külkedisi'ne her türlü eziyeti yapar ama Külkedisi'nin gıkı bile çıkmaz. Çünkü o çok iyi kalpli bir kızdır ve bir gün birinin -yani bir erkeğin- gelip kendisini bu hayattan kurtaracağı günü sabırla bekler. (Uysal ve sessiz olursanız bir gün mutluluğa ulaşırsınız, size de bu mutluluğu bir erkek sağlar, mesajı.) Bir gün gittiği bir baloda da sabrının karşılığını alır ve yakışıklı prens kendisine aşık oluverir. Neyine? Tabii ki güzelliğine! Sonuçta Külkedisi çok güzel bir kızdır, üvey kardeşlerinin aksine çirkin değildir. (Gerçek hayatta hiçbir geçerliliği ve doğruluğu olmayan; iyi kalpli insanlar güzel, kötü kalpli insanlar ise çirkindir, mesajı.) Karşılıklı iki kelime bile etmeyen bu ikili birbirlerine deli divana aşık olur fakat o gece ayrılmak zorunda kalırlar. Ertesi gün prens, elinde kızın ayakkabısıyla kapı kapı dolaşıp bizim kızı aramaya başlar. Aşık olduğu kızı yüzüne bakarak değil, ancak giydiği ayakkabıya bakarak tanıyacak kadar aptal bir adamdır ama zengin ve yakışıklı olduktan sonra aptal olmasının ne önemi var? Önemli olan birbirlerini hiç tanımayan ama yine de birbirlerine çok aşık olan bu ikilinin sonsuza dek mutlu yaşamasıdır ki finalde de tam olarak bunlar olur. (Masalın, finaliyle birlikte verdiği genel mesaj: Kızlar, çok zorlu bir hayat yaşıyor olabilirsiniz ama sessinizi çıkarmadan o hayatı yaşamaya devam edin. Bulunduğunuz sıkıntılı durumdan kurtulmak yahut hakkınızı aramak için de sakın ha bir şey
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Dizisine başladım diye okuyayım dedim ve yaşlandığım yüzüme tokat gibi çarptı. Ya ne kadar şapşal ne kadar saçma geliyor artık bu türler çok üzülüyorum. Ergenken tepindiğim, aşırı romantik bulduğum bölümlerle şimdi dalga geçiyorum. Dili çok basit karakterler çok yüzeysel geliyor, zevk vermiyor. Çok üzücü bir deneyim oldu…
Neyse dizisi o kadar kötü değil. Ondan zevk alma yetimi de kaybedersem işte o zaman yıkılırım.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Maalesef hayal kırıklığı oldu..
Bridgerton dizisini çok sevdiğim için devam sezonu çıkmadan kitabını da okumuş olmak istedim ama keşke okumasaymışım. Romantik bir kitaptan beklentim tam olarak neydi veya ne olmalıydı emin değilim ama açıkçası HER YERDE karşımıza çıkan erkek tiplemesinden bıktım. Sevgi gösterisi olarak yansıtılmaya çalışılan ama basbayağı taciz diyebileceğimiz hareketlerle kadın karaktere sunulan sevgi gösterileri(!) Okurken o kadar rahatsız etti ki anlatamam. Spoilersiz bir şekilde anlatmak istemiştim ama spoiler olmadan rezilliği nasıl gösterebilirim bilmiyorum.
Spoiler!
Kadın karakterimiz bir hizmetçi ve bir sahnede çalıştığı yerin sahibi ve birkaç birkaç arkadaşı tarafından neredeyse tecavüze uğrayacakken erkek karakter kendisini kurtarıyor. Kadına yeni bir iş bulacağını söylüyor, yagmur yağdığı icin beraber bir evde kalıyorlar ve daha iki gün önce tecavüzden kurtardığı kadına rahatsız edici ve bence açıkça taciz denilebilecek davranışlarda bulunuyor. Kadın karakter onunla kalmayı reddettiği için ona iftira atacağını ve bunun sonucunda ya sürgüne gideceğini da idam edileceğini hatırlatıyor. Bu tehditlerle kadın karakteri yanında götürüyor. Bu sahneleri okurken gerçekten kriz geçirdim ve kendime sürekli bunun dönem kitabi olduğunu hatırlatarak okumaya devam ettim ama değişen bir şey olmadı tabi. İlerleyen sayfalarda erkek karakterin sinirli olduğu bir sahnede kendisine "vurmak istedigini" fark eden ve bunun normal olduğunu çünkü suçlu olduğunu düşünen bir kadın karakter okuduk bu kitapta. Sanırım kitabın nasıl oldugunu açıklamak için bunlar yeterli olmuştur.
Bu tür kitaplardaki en büyük sıkıntı üzerine düşünüp sorgulamadan okuduğunuzda bu yaşananları "romantizm" adı altında normalleştirmesi ve okuyucunun da bu tarz bir aşk(!) bulacağına dair
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Benedict sinir mi etti yoksa sevdirdi mi kararsız kaldım. Kıza bazen o kadar güzel davrandı ki bazen de et parçasıymış hissi verdi. Dizide yansıtılan Benedict’ten daha erdemli olduğu kesin. Sizi yatıştıracak keyifli bir kitaptı.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Benedict... Senin gibi parti düşkünü birinden maskeli bir baloda karşılaştığı ve sonradan kaybettiği Külkedisi masalını yeniden yazman beklenirdi ki bunu harika yapmışsın.
Canım Sophie... Çekmediği çile kalmadı, Külkedisi demek basit bence ona. üvey annesini, gereksiz kız kardeşini elime alıp hiç hoş olmayan şeyler yapabilirdim ama neyse ki Bayan Violet bu duruma benden/bizden önce girişti. Harikaydı o sahne. ❤ Benedict 'in yıllar boyunca o gece karşılaştığı kadını araması, artık vazgeçtiğinde onu bulması ama onun olup olmadığını bilmediği için duygularına gem vurması -burada ona sinir oldum, ben oldum olası erkeklerin saçma bahaneler ardına sığınıp es vermeden kaçmasına sinir olurum- donanımlı bir hizmetçi olan Sophie'yi de alıp annesinin evine götürmesi ve her ne hikmetse her gün annesini ziyaret etmesi... Sonrası yol değerli kitap kalplim... Okutturuyor kendini cinnet noktasına getirse de o üvey anne ile kızı.
Leydi Whistledown hiç durmuyor bu arada, habire giydiriyor birilerine ama nazik bir dokunuşu var kadının çünkü en iyi çöpçatandan bile daha iyi. En azından Bridgertonlar için...
Sevgili Külkedisi masalı iyi ki varsın bu arada, sayende büyüsek bile seni oluyoruz. ❤
Külkedisinin bir versiyonu işte, zalim üvey anne, hain üvey kardeşler, hizmetçilik yapan güzel kıza kadar hikaye esinlenilmiş !
İtiraf etmeli ama kendini okutturuyor.
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
27.01.2021 Yorumu:
Kitabı ilk kez 10 sene önce okuyup çok sevmiştim ama saçma salak dizisi çıkana kadar 2. kez okumak aklımda değildi. Sanırım daha o zamanlarda tekrardan okuyunca kitabın büyüsünü kaybeceğimi hissetmişim ve günümüzdeki durumum ne yazık ki tahminlerimi doğru çıkardı.
Çok sevdiğim Benedict ne hatırladığım gibi tatlı ruhlu biriydi ne de aşık olunası. Çoğu okuyucunun dediği şekilde tatlı dilli ve sempatik tavırlı ama bir o kadar da zorba biridir Benedict gerçekte. Yine de Anthony gibi şımarık ve işe yaramaz ve o kadar mükemmel özellikleri olduğu söylenen fakat içinin aslında kof çıktığı Colin gibi olmadığı için şükredebiliriz.
Aklımdaki büyünün bozulmadığı tek kişi Sophie idi. Öncesinde de kırılganlığına rağmen güçlü duruşunu seviyordum, şimdi de öyle.
Ayrıca kitap, Bridgerton kardeşlerin annesi Violet'in varlığının işe yaradığı tek hikaye olma özelliğini de taşımaktadır. Hoş, Violet bu iyiliği oğlunu sevdiğinden değil, aksine başından def etmek için yapmıştır ama hayırlı bir sonuca evrilmiştir.
Son olarak yokları oynuyor dediğiniz canımın için Francesca bu kitapta diğer Bridgerton kızları kadar yer kaplamaktadır yani o kadar da görünmez biri değil kendisi. Tabi milletin ağzına baktığı için yazar da kendisini unuttuğu için seriye yeni başlayanların bu söylentiden etkilenmeleri normal.
Yaklaşık 10 sene öncenin yorumu:
Bridgerton serisinin en güzel romanıdır bence. Hikayenin yarısı Külkedisi masalından alıntılarla gidiyor ama o bölümlerde bile bir özgünlük kendini belli ediyor. Külkedisi hikayesinden sonra hikaye daha da güzelleşiyor. Sophie'nin sakar halleri kadar göründüğü gibi saf olmaması, çektiği acılar, Benedict'e duyduğu büyük sevgi beni çok etkilemiştir. Ve Benedict Bridgerton... O nasıl bir adamdır! 3 sene boyunca sevdiği kadının peşinden
Son Söz AşkınJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,900 okunma
Julia Quinn okumaya bu kitapla başladım bir Judith Mcnaught olmasa da kalemi fena değil. Ben kitabın konusunu, işleyişini külkedisine çok benzettim. 7/10 sanırım bu kitap için ideal bi puanlama olur.
Julia Quinn 1970 doğumlu ABD'li Best Seller aşk romanı yazarıdır. Asıl adı Julie Cotler Pottinger olan yazar, kitaplarının başarılı yazar Amanda Quick ile aynı raflarda olmasını istediği için Julia Quinn takma adını kullanmıştır. Romanları 13 farklı dile çevrilen yazar New York Times çok satanlar listesine dokuz kez girdi.
Harvard ve Radcliffe Üniversitelerinde tarih ve sanat eğitimi almıştır.Önceleri hukuk sonra tıp eğitimi almaya karar veren Quinn, Ben & Jerry isimli romanı okuduktan sonra bir roman yazmaya karar verir.
Yale Üniversitesinde Eczacılık ya da Columbia Üniversitesinde Fizyoterapi okumak arasında kalmışken, yazdığı ilk iki roman olan Splendid ve Dancing at Midnightın yayın evi tarafından basılacağı haberini alır. Eczacılık ya da tıp eğitimi almayı kenara koyup kitap yazmaya devam eder.