"Dervişlik; az yemek, az konuşmak ve az uymaktır." derdi kudemâ. Biz ise çok yiyor, konuşuyor, çok uyuyor; lakin az muhabbet ediyoruz. Modern zamanlardaki uzaklıklar gibi; öyle ki bir evde baba oğluyla, anne kızıyla gece boyu konuşmadan sabahlıyor. Ailenin her bir ferdinin takip ettiği program farklı; kadın dizi, beyefendi belgesel, çocuk futbol maçı izliyor. Bir apartmanda aynı katta karşılıklı oturanlar, aynı iş yerinde çalışanlar, hatta bir medresede, fakültede aynı sınıfta okuyanlar da birbirini tanımıyor, selam vermiyor, "derdin nedir kardeş?" diye sormuyor. Madde planında çok yakın; dostluk ve kardeşlik planında insan insana çok uzak artık. Belki de Allah Resulü (s.a.v) yaşadığımız bu asrı gördüğünden "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayını!" buyurmuştu. Bu yüzden Abdullah b. Ömer (r.a) selam vermek için her gün çarşıya çıkar, tanısın yada tanımasın her gördüğüne" es-Selamu Aleyküm" derdi.