Pasif sözcüğünü öylesine seçmedim. Bu ebeveynlik türünü yapanlar, çocuğun hayatında ve hatta evde çok silikleşmiş ve yok gibi bir hâle gelmiş olabilir. Aktif yaralayıcı ebeveyn tarafından âdeta yutulmuş/bastırılmış olabilirler. Hatta bu sebeple çocuk, sanki pasif ebeveyn diğer ebeveynin kurbanı/ mağduru gibi hissedip ona üzülebilir, acıyabilir. Bazen de gerçekten evde çok olmayan ya da depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklar sebebiyle sürekli odasına kapanmış ya da uzaklara dalan kişiler olabiliyorlar.
Gözlemlediğim kadarıyla pasıt yaralayıcı olan çocukların diğer ebeveyni, daha aktif istismarcı yapıda oluyor. Bu ilişkiyi, birbirini tamamlayan yapboz parçaları gibi düşünebilirsiniz. … bu ailelerde adeta
"iyi polis" ve "kötü polis" durumu yaşanıyor. Böyle bir ailede büyüyen çocuk, aktif yaralayıcı ebeveyni "kötü", pasif yaralayıcı ebeveyni ise "iyi" olarak etiketler. Çünkü çocuğun bir şekilde hayatta kalması gerekiyor. Eğer iki ebeveynini de kötü olarak etiketlerse ihtiyaç duyduğunda kimin yanına sokulacak? Böylece pasif yaralayıcı ebeveynini fazlaca idealize eder. İdealizasyon, karşıdaki kişiyi ilahlaştırmak, onu kahramanlaştırmaktır. Birini ilah olarak gördüğümüzde onda kusur bulamayız. O ne yaparsa yapsın bizim gözümüzde haklıdır. Çocuklar da ebeveynlerini bu şekilde idealize ederek onların hataları için bile kendilerini suçlar. Böylece öfkeleri ebeveynlerine değil, kendilerine yönelir. Bu yüzden duygusal ilgi ve sevgi için bu ebeveynlere yönelebilirler.
Ebeveyn idealizasyonu arttıkça, kendilerine karşı nefret ve eleştirileri de artar.