Hayatı nasıl yaşadığımız, hayatın aslında nasıl olduğuyla değil, bizim hayat karşısında nasıl bir pozisyon aldığımızla ilgilidir. Hayatın zorlukları hiç bitmeyecekse, hayatla savaşmayı bırakmak ve bir anlaşma yapmak gereklidir. Bu anlaşma hem hayatı olduğu gibi kabul etmeyi, hem de doyasıya yaşamak için eyleme geçmeyi içerir. Hayatla anlaşma yapmak, aslında kendinize bir söz vermek demektir. İstediğiniz hayatı yaşamak için her daim kendinizin yanında olacağınıza dair bir sözdür bu. Çünkü bu hayatta zaman zaman size eşlik edecek ve yolunuzu aydınlatacak kişiler, mentorlar ya da terapistler mutlaka olacaktır fakat herkes gelip geçicidir.
Hayat, acısıyla tatlısıyla hızlı geçen bir serüven. Her birimiz, kendi hayatımızın kahramanıyız. Kahramanlar her serüvende çeşitli zorluklarla karşılaşır, başarıyı ve yenilgiyi tadar, çeşitli kayıplar verir, pes eder ve yeniden başlar, kendilerinin hiç görmedikleri yanlarıyla yüzleşir ve korkularının üstesinden gelmek zorunda kalırlar. Tüm bunlar yolculuğa dâhildir.