Her kitabın okur için bir başlama ve bitirme zamanı olduğuna inanıyorum. Zira bu kitap yaklaşık bir yıldır benimle. Okudum, yarım bıraktım, tekrar başladım, yine bitiremedim. Ama kitap kötü olduğu için değil; aksine çok iyi olduğu için. Birçok cümle o kadar derin ve anlamlı ki insan durup üzerine düşünmek istiyor.
Nermin Yıldırım bu romanında bizi Seher adındaki bir kadının yolculuğuna ortak ediyor. Zor bir çocukluk, yüzleşemediği yaşanmışlıklar, adlandıramadığı duygular… Çaresizliğine duyduğu öfke, yaşadığı büyük bir kayıp ve ardından gelenler. Uzun bir yolculuk ve yanından hiç ayrılmayan dostu Ogo.
Her bölümün ardından terapisti Çiğdem Hanım’la yaptığı seanslardan bir iki sayfalık notlar yer alıyor. Bu notlar sayesinde Seher’le, onun kim olduğuna; ailesine, çocukluğuna, korkularına, kısacası hayatının bulmacasını çözmeye çalıştığı tüm anlara şahit oluyoruz.
Kitapta geçen ve Seher’in sevdiği Lord Creator – Beyond şarkısını dinleyerek son bölümü okudum. Gözyaşlarımı tutamayarak… “Burası dünya,” diye fısıldadım. “Hem tatlı hem ekşi, kekre bir rüya. Burada herkes kaşif sayar kendini; birbirinin bahçesine girer, iz bırakayım derken talan eder. Onları sev ama tutunmaya çalışma. Yalnız kalmaktan korkup kendi bahçende kaybolma. Söz veriyorum, ben hep yanında olacağım. Sen bana kök vereceksin, ben sana dal saracağım. Başına gelenlere rağmen ve hatta onlarla birlikte, hem de doya doya yaşamayı öğreteceğim sana. Seni bir daha hiç bırakmayacağım..”
Umarım herkes bir gün çocukluğunu karşına alıp bu cümleleri kurmayı başarabilir.