içimde bir kurbanlık koyun büyüttüm ben yıllarca. ne kesmeyi ne sevmeyi becerebildim kendim için üzülmeye itirazım yok ama acımadan merhamet edebilir miyim? görmeye bile katlanamadığım parçalarımı kabullenebilir miyim?
bize içimize dikkatle bakmayı öğütleyenler orada kaybolmamayı da öğretseydi ya. bazı şeylerin üstüne derin derin düşünerek, bazılarınsa ancak içine gömülmekten vazgeçerek çözülebileceğini.
bütün vedalar zordur. bütün kopuşlar öyle. bazen olmayacak şeylere alışırız. tutunmaya çalışırız. sonra bir yerde omuzlarımız düşer, beceremeyeceğimizi anlarız. o vakit kesip atmak gerekir. ya onlar gider ya biz bırakırız. esasında ikisi de aynı şeydir. koparsın ve canın yanar, böyledir.
tabakların bana ait olması kendimi sofraya ait hissetmemi sağlamadı. duvarların içindeki her şeyin benim olması kendimi evde hissetmeme yetmedi. daha kötü bir şey oldu hatta. bana ait ev hayali, oraya sahip olunca kendimi başka türlü hissedeceğim hayali kırıldı.