İnsanoğlunun beyni yirminci yüzyılda yaşamakta; çoğu insanın beyniyse hâlâ Taş Çağı'nda yaşıyor, insanların büyük çoğunluğu bağımsız olma, akılcı, nesnel olma olgunluğuna henüz erişemediler, insanoğlunun kendisiyle başbaşa olduğu, kendisinin dışında, yaşama anlam verecek hiçbir yetkinin bulunmadığı olgusunu kabullenmek için mitlere ve tanımlara gerek duyuyorlar, insanoğlu usdışı yıkıcılık tutkularını, nefret, kıskançlık, öç alma duygularını bastırıyor; yetkiye, paraya, egemen devlete, ulusa tapıyor; öte yanda insan ırkının büyük tinsel liderlerinin, Budha'nın, peygamberlerin, Sokrates'in, İsa'nın, Muhammed'in öğretilerine sahte bir bağlılık gösteriyor bu öğretileri bir batıl inançlar ve putperestlik ormanına dönüştürmüş bulunuyor, insanlık zihinsel-teknik alandaki aşırı olgunlukla coşkusal gerilik arasındaki bu uyuşmazlıktan dolayı kendi kendini yok etmekten nasıl sakınabilir?