Sözcükleri, olayları üzerine astıkları bağlar gibi; her cümleyle biraz daha sıkılaşıyor. Bir çoğu neyin doğru neyin yanlış olduğunu umursamaktan vazgeçmiş sanki, tek istedikleri bir neden, yaşamlarına yeni bir düzen, bu bir yalan aracılığıyla olsa bile.
“Bir keresinde ona, nasıl yaptığını, dünyayı bu kadar açık seçik anlamayı nasıl başardığını sordum. Meselenin hiç kıpırdamadan durup hiçbir duygu göstermeden başkalarına kendilerini açığa vuracak alan bırakmaktan ibaret olduğunu söylemişti.