Bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak..
Durumundan hoşnut olan yönetilenler, yalnızca bizleriz. O denli zengin bir yanılgı içerisindeyiz yaşıyoruz ki, kimse ötekine ya da egemenliğe karşı sesini yükseltmiyor. Dış dünyada öteki insanların bizi felce uğratmaları bu yüzden; çünkü onlar birtakım haklar alıyorlar, çünkü onlardan bir takım haklar alınıyor veya esirgeniyor ve çünkü o insanlar, hakları olmaksızın, birbirlerinden sürekli bir şeyler istemekteler.
İnsanın manevi varlıklarına el konulması diye bir şey olabiliyor mu acaba? Varsa böyle bir el koyma, o zaman manevi varlıklarını yitiren kişinin, düşünme eyleminin en uç noktadaki güçlükleriyle karşılaşma hakkından söz edilebilir mi? O durumda hala değer mi bu güçlüklere katlanmaya?