Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kralı gibiyim yağmurlu bir ülkenin,
Zengin, ama güçsüz, genç, yine de çok geçkin,
İğrenmiş yerlere eğilen lalalardan, Ne köpekleri var gözünde ne bir hayvan.
Ne av eğlendirir onu ne şahin artık,
Ne balkonu altında ölen kalabalık.
Gözde soytarının gülünç baladı bile
Amansız hastanın içini açmaz öyle;
Çiçekle süslü yatağı sanki mezarı,
Ve her prensi hoş bilen odalıkları
Bulamazlar ne giysinler de açık saçık Gülümseyebilsin bu genç iskelet azcık. Ona altın çıkarmaya çalışan bilgin
Bağrında yerini bulamadı derdinin,
Ve deneyip Roma tarzı kan banyosunu, Ki güçlüler kocayınca anımsar bunu, Kan yerine yeşil Lete suyu dolaşan
Canlı cenazeyi ısıtamadı bir an.
Karlı yıllar lapa lapa yağarken yere, Acı meraksızlığın meyvesi, Bıkkınlık,
Varır ölümsüzlük boyutlarına artık.
-Bundan böyle, ey canlı ceset! Bilinmeyen Bir dehşetin çevirdiği granitsin sen,
Sisli bir Sahra'nın dibinde uyuklarsın;
Bir sfenks, bilmediği ilgisiz dünyanın, Haritada unutulmuş, tek yaptığı şey
Yabanıl şarkı söylemek batan güneşe
Ürpererek dinlerim düştüğünü her dalın; Darağacı kursalar ses vermez bundan kaba. O yıkılan kaleye benzer içim, bir kalın, Bir yorulma bilmeyen koçbaşı çarpa çarpa.