Millî hayatımızdaki iyi, kötü bütün dönüm noktalarını bilmek, bütün fertlerin ortaklaşa sevineceği, üzüleceği tarihlere mâlik olmak, manevî yapısı kuvvetli bir millet olmanın ilk şartlarından biridir.
Milletler sosyal alanda, kendi çıkarlarına elverişli olan bakımdan hareket ederler ve kendilerine yarayacak olan teoriyi kabul ederler. Millî çıkarı arkaya atıp da tarafsız davranmaya kalkmak, gerçekte tarafsız olmak değil, karşı tarafların yanında yer almak demektir. Aydınların bu türlü gafletlerini milletler çok acı şekilde çeker.
Oğuz, ikinci kaleci olarak geldiğini biliyor. Bu hem kötü bir şey, hem de güzel bir şey. Eğer kendini ikinci kaleci olarak kabullenirse kötü, ama kabullenmemeyi kapris ya da kulislerle değil performas olarak gösyerirse, bu çok güzel bir şey.
Orta sahaya gelince didinmeyin orada topla beraber, debelenmeyin, orada beş tane çalım atsanız da bir anlamı yok bizim için, derim. Zihinlerde Boliç ya da Pini iyi çalım atıyor gibi kalıyor ama bunun ne size ne de takıma faydası var, dolayısıyla 'orada bir istasyon vazifesi görün' demiştim maçtan önce, hep de diyorum.
Ayla? diyor telefonun ucundaki, yumuşak, tok ses. Duraksıyorum.Yanlış numara, sesim bana yabancı. Öyle mi, diyor güzel ses, özür dilerim. Durun, demek istiyorum, telefon kapanıyor. Ayla olmak istiyorum.