-Seviyordum çünkü seni! diye mırıldandı kız. Biliyor musun, seni düşünmeyi yasaklamıştım kendime; Catherine yavrum, bu iş bitti artık diyordum; ama aslında önünde sonunda birbirimizin olacağımızı biliyordum...
Hiç istifini bozmadan, dinamitin bulunduğu her yerde kentleri ve insanları havaya uçurmaya gidiyordu. Son saatlerini yaşamakta olan kent soylu sınıf her adım atışınsa ayağının altındaki toprağın havaya uçtuğunu gördüğü zaman, bunu yapan Suvarin'den başkası olmayacaktı.
- Ayine mi? Rahip efendi! İyi ama neden gelelim ayine? Tanrı Baba bizlerle alay etmiyor mu? Hele şuraya bakın! Oracıkta tir tir titreyen zavallı kızım ne yaptı ona? Çektiğimiz çile yetmiyordu sanki, değil mi? Verecek bir bardak sıcak ıhlamurumuz bile yokken, tuttu hasta etti yavrumu.
Dizginlerini kıran halk bir akşam işte böyle yollara dökülecek, kentsoyluların kanı dereler gibi akacak, halk kesik kafalarını mızrakların ucunda gezdirecek, kırılmış çekmecelerden çıkan altınlar sokaklara saçılacaktı.