Mert Orhan Demir

Mert Orhan Demir
“Would that I could be the peacemaker in your soul, that I might turn the discord and the rivalry of your elements into oneness and melody. But how shall I, unless you yourselves be also the peacemakers, nay, the lovers of all your elements?
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Mert Orhan Demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·352 syf.·
8 günde okudu
·
2026 27. kitabı
Chuang Tzu
8.1/10 · 102 okunma
Fırtına sırasında ağaca bir yıldırım çarpmıştı. Gösterdiği ağaç Jung’un her gün altında oturduğu ağaçtı. Serrano, ziyaretinin ardından Jung’un kabrini ziyaret ettiğinde aile kabristanının taş kaidesinde şu sözlerle karşılaşmıştı: “Çağrılsın ya da çağrılmasın Tanrı vardır.” “Benim ana ilkem şundan daha fazlasını içermiyor: Deneyimin, senin kendin olmanı –örneğin kendi bireyselliğinin doğru ifadesini– desteklediği o yolun ve o iradenin peşinden git. Hiç kimse, aynı türden varlıklarla yakından ve sorumlu biçimde alakadar olmadıkça kendi bireyselliğinin farkına varamayacağı için o kişi kendini bulmaya çalıştığında egoist bir çöle çekilmiş olmuyor. Kişi ancak kendini karşılaştırma şansına sahip olduğu ve kendiyle arasında ayrım yapabildiği bazı kişilerle –genel olarak pek çok kişiyle− derinlemesine ve koşulsuz ilişkide olduğu zaman kendini keşfedebilir. Son derece egoist olan biri Everest Dağı’nın ıssızlığına çekilecek olsaydı kibirli meskeninin rahatlığı hakkında birçok şey keşfederdi, fakat kendi hakkında neredeyse hiçbir şey −örneğin önceden bilemediği hiçbir şey− keşfedemezdi. Genel olarak insan, öyle bir durum içerisindedir ki bir dereceye kadar kendi üzerine düşünme kabiliyetine sahiptir, fakat aynı ölçüde de bilinçle donatılmış başka hayvan türleriyle kendini karşılaştırma olasılığı olmayan bir hayvandır. Samanyolu’ndaki küçücük bir zerre olan gezegende sürgün olan bir hayvandır. Bu nedenle kendini bilmez, kozmik olarak yalnızdır. Kesin olarak sadece maymun olmadığını, kuş olmadığını, balık olmadığını ya da ağaç olmadığını ifade edebilir. Fakat kesinkes ne olduğu belirsiz kalır