Bir düaliste göre iyi olan kötü ile anlamlıdır. Ancak birbirinin zıttı olan kavramlar doğa da bir anlam ifade edebilir. Değeri karşıtının varlığına bağlıdır. Birbirinden ayrı olarak gözükürler fakat hepsi aslında birliğin tezahürleridir der Vedanta felsefesi. Hepsinin özü aynıdır fakat derecedeki farklılık onları böyle gösterir. Göreli düzeyde, biz bunları ayırır ve adlandırırız. Acı vardır, şefkat vardır, Tanrı vardır. Fakat mutlak düzeyde, hepsi maya içinde dağılmıştır. Çünkü gerçek olan tektir. Verilebilecek en güzel örnek; Okyanusta, belirli güçlerin etkisi ile dalga oluşunca, oluşan o dalga yeni bir biçimdir ama o yine de okyanustur. Bu ayrılık, Maya’dır.
Her şeyin özü aynı olduğu iddia edilsede, karma eylem zinciridir. Bu anlamda kişi yaptıklarından sorumlu olacaktır. Burada evrensel iyi anlayışına uygun düşecek işlerde bulunulması gerekir. Evrensel iyi de ancak arındırılmış buddhi ile ayırt edilebilir. Ayrıca inanışa göre her düşünce zihinde samskara denen bir izlenim üretir ve yapılan işlerin bileşkesi olan karma momentum oluştururken Samskara da ölüm sonrası ruha yön veren güç olur.
Prana, akaşa üzerinden hareket eder ve atmana güç sağlar, ona hayat verir. Vedanta felsefesi, Tanrı’nın tacını alır ve upanishadlarda geçen söylemi ile tat tvam asi (sen o’sun) der. Atman’ın Brahman olduğunu ve kişinin tutunduğu şeylerden özgürleşmesini söyler. Çünkü ‘Sen O’sun’. Aradığın her şey sensin, Kainat sensin, Kozmik güç sensin der. Arzulayabileceğin hiç bir şey yok. Saf bilinç halinde, var oluşunun her var olmuşa dahil olduğunu göreceksin.
“Özgürleştirmediğiniz şey asla büyümez”