- Demek ki, seviyorsun. Korkuyorsun, çünkü senden güçlü, nefret ediyorsun, çünkü korkuyorsun, seviyorsun, çünkü ona boyun eğdiremiyorsun. Ne de olsa sadece boyun eğdiremediğini sever insan.
Bilgi de neymiş! Bilgi dediğin sizin korkaklığmızdır. Doğru olan nedir ki?Siz sonsuzluğu bir duvarla sınırlamaya çalışıyorsunuz, duvarın arkasına bakmaya ise korkuyorsunuz.
Belki diyordum, belki de önderlik ettiğim hayat için artık fazla yaşlıydım, kardeşlerim. On sekizimi yeni bitirmiştim. On sekiz, az bir yaş değildir. Wolfgang Amadeus, on sekizinde konçertolar, senfoniler, operalar, oratoryolar ve daha bir sürü bok püsür, hayır hayır, bok püsür falan değil, ilahi müzikler yazmıştı. Sonra Yaz Gecesi Rüyası uvertürüyle Felix M. vardı. Başkaları da vardı. Bizim Benjy Britt'in esin aldığı o Fransız şair on beşine vardığında en güzel şiirlerini yazmıştı, kardeşlerim. Adı Arthur idi. Demek ki on sekiz o kadar da genç bir yaş sayılmazdı. Peki ben ne yapacaktım?