wonya

hatırlıyor musun? bir şiirimde: "bir yere kadar yaşamak güzel ama bir yerde ölüm güzel oluyor" demiştim. işte bugün ölümün o güzel olduğu yerdeyim.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
bana "çok yazıyorsun" diyorlar. bir insana "sen çok yaşıyorsun, artık öl" denir mi? benim yaşamam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki! yaşarken şairliğimi yaşıyorum ben.
sana sitem etmeyeceğim artık. bütün suç benim. seni bu kadar sevmemeliydim. şu köhne ve utanmaz dünyada ne bir kimse bu kadar sevilmeye değer, ne de bir kimsenin bu kadar sevmeye hakkı var. kendimizi ne sanıyoruz? biz neyiz ki? sus, cevap verme. teselliye ihtiyacım yok. seni bu kadar sevmenin cezasını kendime ödeteceğim. göreceksin.
beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti benim için. sen biraz eksik kalacaktın, biraz sen kaybedecektin. o kadar.
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan, ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanların sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. işte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek! özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.