nefret insanı köreltir. sen bunun farkında değildin. sevgi en uzak yıldızda yazılı olanları bile okuyabilir ama nefret seni öylesine köreltmişti ki, bayağı arzularının dar, sınırlı, zaten şehvetle solmuş bahçesinden ötesini göremiyordun.
babana olan nefretin öyle boyutlardaydı ki, bana olan sevgini tümüyle geride bırakıyor, gözden siliyor, gölgeliyordu. aralarında hiçbir savaş yoktu ya da pek az bir savaş vardı; çünkü "nefret"in dev boyutlardaydı ve korkunç biçimde gelişiyordu. bu iki tutkunun aynı ruhta barınamayacağını anlayamadın. ikisi bir arada, o güzel, oymalı evde yaşayamazlar.
acı çekmek -sana tuhaf gelse de- bizim varoluş yolumuzdur, çünkü var olduğumuzun bilincine varmamız için tek yoldur; geçmişte çektiğimiz acıların anısı ise kimliğimizin sürekliliğinin garantisi, kanıtı olarak gereklidir bizim için. neşenin anısıyla aramdaki uçurum, şu anda neşeyle aramdaki uçurum kadar derindir.