İçindeki karanlıktan asla kurtulamazsın. Ama dilediğinde yolunu aydınlatıp düşmeden yürümeni sağlayacak bir ışık bulabilirsin. Benim için o ışık okumaktı. Dünyadaki her dokunuşu birbiriyle ilişkilendirerek okumak.
Gidişinden sonra çok düşündüm Mehpare'yi. En çok da ona aşık olup olmadığımı. Bir gece Shakespeare'in Soneler'ini okurken cevabımı buldum. "Aşk demem aşka, değişen durumlarda değişip duruyorsa," diyordu Shakespeare. Mehpare gitmiş, durum değişmişti. Hayranlığı, aşkla karıştırmamayı o gece öğrendim.
İçinde 8 hikayenin bulunduğu , daha çok y kuşağına (olaylar 2000lerin başlarında geçiyor..) ve daha çok erkeklere hitab eden (argolar fazlasıyla var) absürt komedi tarzına yakın bir kitap. Beni en çok 2. hikaye güldürdü, çünkü burada karakter farklı bir kafada ve karakterin laf çambazlığı diğer hikayelere göre 1-2 tık daha iyiydi..