A.

Titiz bir aylak, kusursuz gece yürüyüşcüsü, uçuşan bir çarşafın haksız yere bir hayalete, küçük çocukları bile korku­tamayacak bir hayalete dönüştüreceği bir ruh gibisin.
Sayfa 64
Reklam
Bitmek bilmez, yorulmak bilmez yürüyüş. Elinde görün­mez valizler taşıyan bir adam gibi yürüyorsun; gölgesini izle­yen bir adam gibi yürüyorsun. Kör yürüyüşü, uyurgezer yürü­yüşü; mekanik adımlarla, sonu gelmezcesine, yürüdüğünü unutana dek ilerliyorsun.
Sayfa 64
Masa da masaymış ha
Edip Cansever Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kâseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu. Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu.
Yaşamanın, harekete geçmenin, bir şey yapmanın pek sana göre olmadığını hissediyorsun; sadece sürüp gitmek isti­yorsun, sadece bekleyişi ve unutuşu istiyorsun.
Sayfa 18
Ne kimseyi görme, ne de konuşma, düşünme, dışarı çıkma, yerinden kımıldama isteği duyuyorsun. Yine böyle bir günde, biraz daha önce, biraz daha sonra, bir şeylerin yolunda gitmediğini, açık konuşacak olursak, ya­şamayı bilmediğini, hiç bilmeyeceğini şaşırmadan keşfedi­yorsun.
Sayfa 16