‘’Yani, bak, büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal mahlûk kendi, kendi iç dünyasının mahbusu halinde, şifasız bir yalnızlığa mahkûm. Anlatabiliyor muyum’’
Gölgelerine hapsolmuş, gölgeleriyle kavga ettikçe yalnızlaşan insan için her şeyin temel sebebi yine gölgeler. Sevgiler, hastalıklar, yalnızlıklar, intiharlar…
Gölgelerimiz ceplerimizde yaşıyoruz. Seviyoruz ama karşımızdakinin gölgesini unutuyoruz.
‘’ Yani insanı hep yarım görüyoruz. Ya onu seviyoruz, birinci realitesi içinde; ya nefret ediyoruz ondan, ikinci realitesi içinde.’’
Peki hastalıklar?
‘’…Mikroplu hastalıklarda hastalığın âmili mikroptur, sıkıntı filân değildir. Fakat mikrobun hastalığı vücuda getirebilmesi için vücutta kendine müsait bir zemin bulması lâzım değil mi? Bu zemini sinir sistemi vasıtasiyle ruh hazırlar.’’
Peki ne yapacağız? Öldürecek miyiz gölgemizi?
‘’Gayet basit. “İkincilerimize hâkim olduğumuz nispette insanız”’’
‘’ …bizim İkincilerimize ihtiyacımız var. Birincilerimiz onlar sayesinde yaşıyor.’’
Ben kitabı o kadar çok beğendim ki kitabın güzelliğini de yine kitaptan alıntılar vererek göstermek istedim. Üzerine eklenecek yeni bir cümlem yok. Jung,Eflatun,Rilke,Nietzsche ve daha niceleri ile bezenmiş bir şahaser. Bitmesin diye çok yavaş okusam da bir yerden sonra yanlışlıkla hızlı okudum. Okumayan varsa oku diye zorbalayın. :)