Benim için oldukça uzun, yorucu aynı zamanda keyifli bir okuma süreci oldu.Bazı günler hiç okuyamadım bazı günler tek oturuşta 60 sayfa okudum.
Karakterler sadece bir roman karakteri olmadılar ,sanki hepsi yaşayan insanlar gibiydiler.Duyguları ve fikirleriyle hepsini anladım , yeri geldi eleştirdim yeri geldi hak verdim ancak hiçbirinden nefret etmedim.Tolstoy tüm karakterleri ustalıkla işleyip bana sevdirdi.Özellikle de Levin ve Anna.
Anna herşeyden önce çok cesur ve aynı zamanda biraz da bencil bir kadın.Aşkı için herşeyinden çok sevdiği minik oğlundan bile vazgeçiyor.Anna kendini haklı bulmasa da dürüst buluyor, diğer mutlu aile rolü yapan insanlar gibi yalancı olarak görmüyor. En kötüsü de mutlu olduğunu sanıyor ancak içten içe yavaş yavaş çöküşe geçiyor Anna çünkü verdiği kararlardan dolayı toplum tarafından yargılansa da aynı yargılamayı Vronskiy'e yapmayan toplum ona sosyetede kucak açmaya devam ederken Anna ise tüm gün evde yalnızlıktan iyice paranoyak ve bencil bir aşığa dönüşüp, kendi sonunu getiriyor.
Anna'ya yaptıklarından dolayı hak verdim mi ? Hayır. Ancak Tolstoy burda toplumdaki kadın ve erkek eşitsizliğini bize açıkça gösteriyor.Boşanma kolay bir seçenek olması gerekirken o zamanın Rusya'sında çok zor.Boşanma konusunda da kocasına tamamen bağlı Anna.Kocasının yaptığı fedakarlığı kabul edemediği için boşanamıyor aslında kocasıyla.Daha sonra ise Vronskiy'in kendisinden ayrılmasından korktuğu için boşanmayı kabul ediyor, ve yine aşkı için vazgeçiyor kendince gururundan.Onun sona doğru ilerlediğini biliyoruz artık okurken , mutlu bir son beklemek imkansız...
Levin benim kitapta en sevdiğim karakter oldu.Dürüst,ahlaklı ve iyi biri.Aynı zamanda tüm işlerin gözle görülür derece çok emek gerektirmesini savunuyor. Ne kadar yüksek mevki de