Hiç durmadan “Aman Tanrım! Aman Tanrım!” diye tekrarlıyordu. Ama ne “aman”,ne de “Tanrım” sözcüklerinin onun için hiçbir anlamı yoktu. Yetiştirildiği dinden hiçbir zaman kuşku duymasa da içinde bulunduğu duruma dinden yardım arama düşüncesi, onun için tıpkı Aleksey Aleksandroviç’ten yardım istemek gibi yabancı gelen bir şeydi. Dinin yardımının kendisi için hayatın tüm anlamını oluşturan şeylerden vazgeçmesi koşuluyla mümkün olduğunu baştan biliyordu.