“Yüce dağ başından aşırdın beni neydem neydem yâr beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Madem soysuz gönlün bende yok idi neydem neydem yok idi”
İçimde bir kelimenin özlemiyle yaşıyorum
Duymak istediğim
Tüm benliğimle kavuşmak istediğim
Duydukça da hüzünlendiğim...
İçimde bir kelimenin ızdırabıyla yaşıyorum
Şimdi yürüyorum işte, bir adım daha atıyorum, bir adım daha...
Böyle böyle nereye değin gidebilirim?
Ben kendi surumu üfledim.
Ben şimdi ölmeden önce ölmeyi yaşıyorum.
Aşkın adının böyle konulabileceğini düşünüyorum.
Hadi git artık. Söyleyeceğimi söyledim sanıyorum.
Bu ölüşle ve bu bitişle başlayacak her şey.
...
Orada,
Bir sandık buluyor,
Yakutlar, altınlar, pırlantalar.
Adam, dibe inmek için beline bağladığı,
Sandığını keşfediyor, dibe ulaştığında...
İsmet Özel