Puan vermedi·4952 syf.··
2024 20. kitabı
Yıllardır hiç bıkmadan,aşkla okuduğum #mevlana ‘nın #divanıkebir ‘i ile geldim bugün . İlahî âşkı,sabrı,hoşgörüyü,insanlara iyilik etmeyi konu alan kırk bin beyti aşan,gazel ve rubailerden oluşmaktadır.Şems-i Tebrizî’ye duyulan sevginin ve hasretin yansıması diye tabir edilen Dîvân-ı Kebir ‘in beşinci cildinde yer alan Bahr-i Sarî ‘Matviyy-i Mavkuf’un “Y”kafiyesindeki XC.şiirinin hikâyesi beni oldukça etkiliyor. Ne bu hikâye ?Buyurun sizler okuyun. “İstanbul’da bilgin bir keşiş,Mevlânâ’nın bilgisini,hilmini duymuş,ona âşık olmuştu. Mevlânâ’yı görmek için Konya’ya geldi. Diğer keşişler,onu karşıladılar.Mevlânâ’yı görmeye giderken yolda ona rastladı,hemen secde etti; Mevlânâ’da secde ederek ağırladı onu.Keşiş secdeden başını kaldırınca baktı,gördü ki Mevlânâ hâlâ secdede. Sonunda keşiş,bu gönül alçaklığına karşı feryat edince Mevlânâ ,’Ne mutlu o kişiye ki Tanrı onu malla, güzellikle,yücelikle,güçle kuvvetle rızıklandırdı da o kişi,malında cömertlikte bulundu,güzelliğiyle övünmedi,yüceliği olduğu halde gönül alçaklığını huy edindi,gücü kuvveti olduğu halde adalet ıssı oldu sözü,padişahımız(Hz.Muhammed)buyruğu… “Biz Tanrı kullarıyız,nasıl gönül alçaklığında bulunmayalım?Onu da yapmazsak neye yararız?Ona kulluk etmek,padişahlıktan yeğdir;ben ondan hayırlıyım sözü,Şeytan’ın sözüdür.”buyurdu.Keşişle adamları imana geldiler.Mevlânâ’ya teslim oldular,hırka giydiler. Mevlânâ,medreseye dönünce bu gazeli okudu. Gazeli, şiirleri ve tüm hikâyelerini merak edenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. #kıssadanhisse #anlayana #bendensöylemesi
Divan-ı KebirMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020503 okunma
İskitler
Puan vermedi·242 syf.··
2020 44. kitabı
Klasik eserlerde "mumya", "mumyağ" ve "mumyag" olarak geçen mumya, tıpta ve tahnitte cesetleri korumak için kullanılan bir maddedir. Bu madde Türkleri tarafından mukaddes addedilmiştir. Eski Türkler, yok olmayı, toprak olmayı bir türlü kabul edememişler,[71] bütün fertlerini değilse bile, ulularını ve hükümdarlarını mumyalamak suretiyle, maddi varlıklarını ebedileştirmek istemişlerdir. Orhun Kitabeleri'nden öğrendiğimize göre, Köl-Tigin mumyalanmıştır. Değiştirdikleri muhtelif dinlerin ruh anlayışına göre, bu sanatlarını bazen tadile lüzum görmüşler, fakat büsbütün bırakmamışlardır. İslamiyetten sonra da, bu dinde böyle bir düşünce olmadığı halde, mumya yapmakta devam etmişlerdir. Buna en güzel örnek, Anadolu Selçuklularının yaptıkları mumyalardır. II. Kılıç Arslan, I. Keyhüsrev, II. Süleyman Şah, III. Kılıç Arslan ve daha birçokları mumyalanmıştır (Konyalı 1965: 1196-1199). Bu durum, İskitlerde başlayıp, onlardan Göktürklere geçen ve onlardan da Anadolu Selçuklularına kadar ulaşan köklü bir geleneği göstermektedir # MÖ 539 yılında Kirus Babil'i zaptetmek ve büyük bir törenle şehre girmek suretiyle Babil devletini krallığına katmıştır. Kirus ömrünün son yıllarını İran'ın kuzeydoğusunda oturan bozkır kavimleri ve en çok Sakalarla savaşmakla geçirmiş ve aşağı Oxus bölgesinde MÖ 529 yılında ölmüştür (Mansel 1971: 254). Burada Kirus'un ölümüne neden olan savaşta Pers ordusu ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Savaş dar bir boğazda yapılmış Saka ordusuna komuta eden Tomris (Sakaların bayan lideri) ve askerleri büyük başarı kazanmışlardır (Durmuş 1996: 89). Bu savaşta "turan taktiği" ya da "kurt oyunu" adı verilen bozkır savaş taktiği ustaca uygulanmıştır. # ilişki içerisinde bulunduğu kavimlerden birisi de kendileri gibi bir bozkır kavmi olan Sarmatlardır. Sarmatlar
Tarih
İskitlerİlhami Durmuş · Akçağ Yayınları · 2012167 okunma