Hemen nefret et benden nefret etmek istersen,
Tam şimdi, dikilirken dünya benim karşımda;
Beni ezmek isteyen talihe destek ol sen,
Ben yere yıkıldıktan sonra artık hiç vurma.
LXXXII
Harold nice kez sevmişti, ya da öyle sanmıştı,
Çünkü sarhoşluk bir rüyadır;
Ama şimdi o asi göğüs kıpırdamıyordu,
Henüz Lethe ırmağının suyunu içmemişti.
Yeni yeni anlamıştı artık şu gerçeği:
Aşkın en tatlı armağanı kanatlarıdır.
Ne kadar güzel, ne kadar genç, ne kadar yumuşak görünse de,
Neşenin kaynağından fışkıran sular
Her daim bir damla zehir karıştırır o çiçeklere.
---
LXXXIII
Yine de güzelliğe kör değildi,
Ama artık onu, bilgeyi etkilediği kadar etkiliyordu.
Zira felsefe, böyle bir zihne
Asla o ağırbaşlı gözlerini çevirmemişti.
Tutku ya kendini tüketir ya da uçar gider;
Ve zevk düşkünü günah, kendi mezarını kazarken
Çoktan gömmüştü onun umutlarını.
Zevkin yorgun kurbanı! Hayattan nefret eden bir gölge!
Solgun alnına yazılmıştı lanetli Kabil’in huzursuz kaderi.
---
LXXXIV
(İnsan ölümlüdür. -Olabilir; biz yine de direnerek ölelim, ve, yokluksa eğer bizi bekleyen, bilelim ki bu bir adalet değildir.)
(Senancour, Obermann, XC. Mektup.)
and other strains of woe, which now seem woe,
compared with loss of thee will not seem so.
-
şimdi yaman görünen başka ufacık dertler
senden yoksun kalışım yanında hiçe iner.
Senancour’un, Obermann’a söylettiği, (XC, mektup), çok daha korkunç sözlerini okuyun: "İnsan ölümlüdür... Olabilir; ama direnerek ölelim, ve, yokluksa eğer bizi bekleyen, bilelim ki bu bir adalet değildir."