Evet ! Boş verin. Herkes boş versin ! Çünkü biz ne yapıyoruz ? Dolu alıp boş veriyoruz. Ama tabii bira şişelerinin aksine hayatın depozitosu yok, onun için de elimize bir şey geçmiyor. Hatta öyle boş veriyoruz ki ortada şişe bile kalmıyor. Çünkü şişeyi de değerlendiriyoruz. Kırıp kavga ediyoruz. Dolu alıp boş veriyoruz !
"Boş ver be oğlum. Zaten bu öyle bir dünya ki, insanlar ancak bir milyon dolardan sonra özgür olur. O güne kadar herkes köledir. Özgürlüğü için dövüşen gladyatörler gibi bir milyon dolar için dövüşebilir ya da dövüşmeyi reddeder ve kanının akmasıını bekleyen arenadaki seyircileri seyredersin. Seyredip iğrenirsin."
Öğleden sonra üç, günü yirmi dört saate bölmüş olanların torunlarının iş hayatlarında en verimli oldukları zaman dilimidir. Başkalarının banka hesaplarında tutsak duran paraların kendi ceplerinde özgürlük bulacağını düşünenlerin, sattıkları ürünün vazgeçilmezliğine karşılarındakini inandırmak için kelime haznelerinin sınırlarını zorladıkları bir saattir. Ama eğer bir terasta yaşıyor ve herhangi bir çıkar karşılığında çalışmanın ne olduğunu bilmiyor ya da hatırlamıyorsanız öğleden sonra üç, sizin için sadece öğleden sonra üçtür. Pahalı saatler takan insanların zamanları değerlidir. Ama bir terasta yaşıyor ve saati sokaktaki yabancılardan öğreniyorsanız, zaman size sonsuzmuş gibi gelir. Ve ekonomi bilim haline gelmeden önce de var olan bir kurala göre bolluk, değersizliği getirir.