Duyarlılığını yitirmişti çoğuz zaman düğümlenmiş, katılaşmış ve kurumuş duyarlılığı zaman zaman çatlayıp açılıyor ve onu artık denetleyemediği duygulara terk ediyordu. Onun tek savunması bu katılaşmaya sığınmak ve içinde oluşmuş o düğümü yeniden sıkmaktı. Devam etmek için doğru yolun bu olduğunu iyi biliyordu. Bunun dışında çok fazla hayali yoktu ve yorgunluk onun hâlâ koruduğu hayallerini elinden alıyordu. Çünkü sonunu göremediği bir dönem boyunca kendi rolünün artık insanları iyileştirmek olmadığını biliyordu. Onun rolü tanı koymaktı. Bulgulamak, görmek, betimlemek, kaydetmek, sonra mahkûm etmek, işi buydu. Erkeklerin eşleri onu bileğinden tutup haykırıyorlardı: “Onu yaşatın!” Ama o yaşatmak için orada değildi, tecrit işlemini buyurmak için oradaydı. O zaman bu yüzlerde okuduğu gibi nefret ne işe yarardı ki? “Kalpsizsiniz,” denmişti bir gün kendisine. Ama hayır, onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların her gün ölümünü gördüğü yirmi saate katlanmasına yarıyordu. Onun, her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı. Bu yürek nasıl olur da yaşam verebilirdi?
Ama Rieux yerinde doğruldu; bunun saçma olduğunu ve mutluluğu seçmenin utanılacak bir yanı olmadığını söyledi.
“Evet,” dedi Rambert, “ama tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır.”
…kesinliğin öyle bir gücü vardır ki sonunda hep o üstün gelir. Örneğin sevdiklerinizin gömülmeleri gerektiği gün bu işlemleri inkar etmenin yolu nedir?