..sessizliği katlanılmaz bulanlar, ötekiler yüreğin gerçek sesini bir türlü duyamadıkları için, çarşı pazar dilini kullanmaya ve alışılmamış biçimde, sıradan ilişkiler ve olan bitenden, bir anlamda gündelik olaylardan söz etmeye razı oluyorlardı. O zaman da en gerçek acılar, söyleşinin sıradan kalıpları içinde aktarılır oldu.
“Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zaman akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu.