Yanında, karanlıkta soluğunun kesildiğini duyuyor. Ağlarken çıkardığı yumuşak, ıslıklı ses ya da ağlamamaya çalışırken. Sanki o da benzer şeyler düşünüyormuş gibi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Neden beni aramadın?" diye soruyor, Peter. Bir an sessiz kalan Sylvia, ona bakmadan konuşuyor. "Seni rahatsız etmek istemedim." Peter'ın göğsü sıkışıyor, "Öyle deme." diyor. Karşılık gelmiyor. Peter başının, kulaklarının içinde baskı hissediyor, kulakları çınlamaya başlayacak sanki.
Onun için hiç fark etmezdi muhtemelen. Düşünülmemek yani. Sonuçta Peter'ın düşünceleri hiçbir işe yaramadığından. Neden düşünsün o zaman, bedeninin o bölümünü neden açsın? Neden bunca korkuyla başka birinin çektiği acıların dipsiz boşluğuna, asla ölçemeyeceği ya da dokunamayacağı boşluğa baksın?