Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne, bunu duymak mı? Onun sıcak nefesini. Ona dokunurken kanı çekiliyor; neredeyse başı dönüyor. Gözlerini kapatıyor. Böyle, onunla birlikte böyle kalmak; sıkıca kucaklaşırken nefesini dudaklarında hissetmek, hissetmesini sağlamak, evet.
''Seni düş kırıklığına uğratmışım gibi hissediyorum. Bilirsin seni yüzüstü bırakmışım, sen de benden tiksinmişsin gibi. Bazen gerçekten benden nefret ediyorsun gibi geliyor, evet. Benim iyiliğimi gözetmek için ayrıldığımız düşüncesi. Sanki sana minnettar olmam gerekirmiş gibi. İncitici, çok incitici. Bazen, dürüst olmam gerekirse, beni cezalandırıyormuşsun gibi geliyor.''
Hala, başını kaldırmadan, eli yüzünde, gözlerinde.
''Belki de minnettar olman gerekiyordur.'' diyor. ''Hayatını yaşadın, yaşamadın mı? Son kaç, altı veya yedi yıldır hayatını yaşadın. Ben yaşamadım.''
''Başka kadınlarla görüşmemi kast ediyorsun.'' diyor Peter. ''Hayatını yaşamak dediğin bu, mutlu olduğumu düşündüğünü hiç sanmıyorum. Kim bilir kaç kez sana gelip birlikte olalım diye yalvardım. Daha geçen hafta, burada kalırken, benimle konuşmanı sağlamaya çalıştım. Ya da sana dokunmaya veya öpmeye, her neyse. Biliyor musun, bence bir yandan gerçekten hoşuna gidiyor kendimi o şekilde küçültmemi seyretmek. Beni yeniden reddetme fırsatı bulmuş oluyorsun. Bence içten içe bundan keyif alan bir yanın var.''
Bunun yakınlığı, ince bir peçenin arkasından görünür gibi. İçinden bir el bile uzanıp geçebilir, dokunabilir. Ama olmaz bu, aynı nehirde iki kere. Peter da aynı adam değil artık.