Bazı kitaplar vardır ya bitirdiğinizde elinizde tuttuğunuz o eser kalbinize çöken ağır sızıyla elinizden düşüverir, öylece boşluğa bakarsınız... Kitabı bitirdiğimden beri Lennie’yi onun o tertemiz, o saf kalbini ve George’un son sahnede verdiği o korkunç kararı düşünüyorum.
Kitapta beni Lennie kadar etkileyen bir diğer olay da Candy ve yaşlı köpeğiydi. O sahne aslında kitabın özeti gibiydi. Köpeğin sadece yaşlandığı ve koktuğu için artık bir işe yaramadığı gerekçesiyle öldürülmesi içimi sızlattı... Yazarımızın dünyası gerçekten çok acımasız. Merhamet duygusu hiç mi olmaz dedirtti. Hani insanın kalbi 'cız eder' ya, işte tam öyle bir kitaptı.
Kendi küçük çiftliğinde tavşanlarına bakarken mutlu olan bir Lennie hayaliyle... Belki orada kimse işe yaramadığı için vurulmuyordur.
Çok özel ve nadide bir kitap , başlık başlık o kadar güzel anlatılmış ki... Üzerinde tefekkür ederek okudum ben . Size tavsiyem bir seferde değil de sindire sindire okumanız
Tekrar okumayı düşündüğüm, şimdiye kadar okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Dini bir roman okumak istiyorsanız kesinlikle öneririm. Şule Yüksel'in duru ve yalın anlatımı ile aşırı akıcı bir roman. Okurken olayın tam ortasında olduğunuzu hissedeceğiniz ,elinizden düşürmek istemeyeceğiniz bir kitap.Ben önce kitabı okuyup sonra filmini izlemiştim. Filmini beğenmedim, kitap ile uyumu yakalayamamıştı. Fikrimce kitabı okurken kendi hayal dünyanız ile romana yön verin daha fazla keyif alacağınıza eminim ✿
Dostoyevski ' nin ilk kitabı olmasına rağmen gayet başarılı bir eser . Acaba sonra ki mektupta neler yazdı diye heyecanla çevirdim sayfaları. Kısaydı biraz daha uzatılabilirdi , 2 ciltten de oluşabilirdi. Hâlâ Varvara ' nın başına neler geldi merak ediyorum ;)