Görüş, etki ve temas alanımız ne kadar geçmişse, o kadar ıstırap çeker, ürkeriz. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, arzular ve korkular da çoğalır ve büyür.
Sonsuz uzayda etrafında bir düzine daha küçük kürenin döndüğü, üzerindeki küflü tabakanın canlı ve bilinçli varlıklar ürettiği, soğuk, sert bir kabukla kaplı aydınlık küre.
İşte bu gerçek dünya.
İnsan ancak, hayatının ikinci döneminde (second life) uyanışa geçebilir. Vaat edilen mutluluğun, bir illüzyon olduğunu fark eder. Dünyalara sahip olsa da, hayalini kurduğu tatmin duygusuna bir türlü ulaşamayacağını anlar.