Yeter

Puan vermedi·256 syf.··
2026 16. kitabı
İçimizdeki Şeytan bir aşk romanı gibi başlar; Ömer ve Macide’nin ilişkisini okuruz. Ama sayfalar ilerledikçe asıl meselenin aşk değil, insanın kendi zaafları olduğunu fark ederiz. Ömer zeki, kültürlü ama iradesiz bir karakterdir. Hayatındaki başarısızlıkları, kararsızlıkları ve korkuları için sürekli bir bahane arar. Ve sonunda suçu hep “içindeki şeytan”a atar. Oysa romanda verilen en çarpıcı mesaj şudur: İnsanı asıl yıkan dış dünya değil, kendi zayıflıklarıdır. Macide ise daha saf, daha kırılgan ama daha gerçek bir karakterdir. Onun hayal kırıklığı aslında birçok kadının yaşadığı hayal kırıklığıdır: Sevdiği adamın düşündüğü kadar güçlü olmadığını görmek. Hepimizin içinde bir “şeytan” var belki ama asıl mesele onun arkasına saklanıp saklanmamamız. Sabahattin Ali bu romanda sadece bir ilişkiyi değil; dönemin aydın çevrelerini, samimiyetsiz dostlukları ve fikirle yaşamak arasındaki uçurumu da eleştirir. İnsan bazen başkasına değil, en çok kendine yenilir.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Reklam
Bir Aydının İç Hesaplaşması
Puan vermedi·399 syf.··
2026 46. kitabı
Jurnal bir günlükten çok daha fazlası. Bu kitapta bir yazarın zihnine, yalnızlığına ve iç hesaplaşmalarına şahit oluyoruz. Cemil Meriç burada süslemiyor, saklamıyor, rol yapmıyor. Kırgınlıklarını, öfkesini, hayal kırıklıklarını ve inançlarını olduğu gibi yazıyor. Bazen sert, bazen sarsıcı… Ama her zaman samimi. Bu kitabı okurken şunu hissettim: Bir insanın en çıplak hâli, kimseye göstermediği defterinde saklıdır. Jurnal, düşünceyle yaşayan bir adamın iç dünyası. Aydın olmanın yükü, anlaşılmamanın acısı ve sürekli sorgulayan bir zihin… Cümlelerin altını çizmeden ilerlemek neredeyse imkânsız. Kolay okunan bir kitap değil. Ama insanı büyüten kitaplardan. Çünkü burada sadece fikir yok, ruh var. Bende kalan duygu: Yalnızlık bazen bir ceza değil, düşüncenin bedelidir.
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,672 okunma
Puan vermedi·114 syf.··
2026 84. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 08:43
Ali ve Münire’nin bir tren istasyonunda başlayan hikâyesi, Anadolu kasabalarında süren bir yolculuğa dönüşür. Sürekli taşınan bir aile, tutunmaya çalışan bir baba ve her şeye rağmen sevgisini kaybetmeyen bir anne… Bu kitapta en çok şunu hissettim: Hayat bazen yerleşmek değil, yola devam etmektir. Ali’nin idealleri, dik duruşu ve adaletsizliğe boyun eğmemesi çok kıymetliydi. Ama onu asıl güçlü yapan şey, sevgisiydi. Münire’ye olan bağlılığı ve oğluna bıraktığı değerler… İşte asıl “uzun” olan hikâye buydu: Bir babanın karakter mirası. Dili sade, anlatımı duru. Gösterişsiz ama içe işleyen bir anlatım. Okurken bağırmıyor, sessizce kalbine dokunuyor. "İnsan bazen kaybeder ama onurunu kaybetmediği sürece yenilmiş sayılmaz." Bu kitap bana şunu düşündürdü: Güçlü olmak, sert olmak değildir. Bazen güçlü olmak, yola devam edebilmektir.
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,4bin okunma
“Dünyada en korkunç şey, insanın kendini yalnız hissetmesidir.”
Puan vermedi·168 syf.··
2026 5. kitabı
Bu kitap bir aşk hikâyesi gibi başlıyor ama aslında bir yalnızlık romanı. Raif Efendi’nin sessizliğinde kendimizi buluyoruz. İçine kapanık, sıradan görünen bir adamın kalbinde nasıl fırtınalar koptuğunu okudukça şunu anlıyoruz: İnsan en çok anlaşılamadığı yerde susuyor. Maria Puder ise alışılmış kadın karakterlerden değil. Güçlü, mesafeli ama bir o kadar da kırılgan… Onunla Raif’in arasında yaşanan şey sadece bir aşk değil; iki yalnız ruhun birbirini tanıma çabası. Bu kitabı okurken şunu hissettim: Bazen bir insan hayatımıza bir kez girer ama ömür boyu kalır. Altını çizdiğim cümle sayısı o kadar çoktu ki… Sizce Raif Efendi gerçekten korkak mıydı, yoksa sadece fazla hassas mı?
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma