Ben normalde bu tarz kişisel günleri veya kendimi ön plana çıkarmayı çok seven biri değilim. Buraya da kimseden herhangi bir tebrik ya da talep almak doğrultusunda yazmıyorum. Burası sadece benim alanım; ruhumu dinlendirdiğim, kendime ait bir şeyler bırakmak istediğim sessiz, huzurlu bir sığınak... Ve bugün, yaşımın memleketimin plakasına yetiştiği o çok özel, o en tılsımlı yıla adım attım. Yeni yaşımın eşiğinden içeriye sızan o taze kitap kokularını içime çekerken, hayatın tüm bu zarif dokunuşlarını, ruhumun o sıcak ve neşeli derinliğini hissetmeyi çok seviyorum. Bugüne kadar hayatı hep kendi çizdiğim sınırlarla, kendi doğrularımla ama en çok da kalbimin o yumuşacık, eksilmeyen enerjisiyle yaşamayı seçtim. Benim dünyamda her yeni sayfa, kendi kurallarımla parıldayan ve her anı güzelleştiren yepyeni bir gökyüzü.. İçimdeki o hiç büyümeyen, hayatı tüm kalbiyle kucaklayan o asil çocuğa ve ömrüme incelik katan her ana selam olsun. İyi ki doğdum, hoş geldin yeni yaşım... ✨️
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, bir kitabın daha kapağı kapandı. Ama açılmamak üzere değil. :)
Orhan Veli gibi bir üstadın eseri hakkında eleştiriye tabi tutabileceğim herhangi bir şey olamaz, olmamalı diye düşünüyorum. Biz ancak onun bıraktığı o eşsiz mirasın tadını çıkarabiliriz sadece.
Hayatın en küçük detayını bile öyle naif işlemiş ki, hayran kalmamak elde değil.
Türk edebiyatından iyi ki bir Orhan Veli geçmiş. Benim için bir kere okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil bu. Sanırım ara ara dönüp tekrardan okuyacağım, her fırsatta aralarda açıp bakacağım bir kitap olmaya devam edecek.