Dün kendime bıraktığım o küçük doğum günü notundan sonra, bugün sayfalarımın arasına hiç beklemediğim kadar zarif bir devam hikayesi eklendi... Benim dünyamda bir kitabın kapağını açmak kadar, o kapakların üzerine iliştirilen samimi bir el yazısını okumak da çok kıymetli. Kutlu doğum haftamın bu en duru, en içten sürprizine, hayatıma bu güzel inceliği bırakan o zarif ruha teşekkürler. ✨️
Ben normalde bu tarz kişisel günleri veya kendimi ön plana çıkarmayı çok seven biri değilim. Buraya da kimseden herhangi bir tebrik ya da talep almak doğrultusunda yazmıyorum. Burası sadece benim alanım; ruhumu dinlendirdiğim, kendime ait bir şeyler bırakmak istediğim sessiz, huzurlu bir sığınak... Ve bugün, yaşımın memleketimin plakasına yetiştiği o çok özel, o en tılsımlı yıla adım attım. Yeni yaşımın eşiğinden içeriye sızan o taze kitap kokularını içime çekerken, hayatın tüm bu zarif dokunuşlarını, ruhumun o sıcak ve neşeli derinliğini hissetmeyi çok seviyorum. Bugüne kadar hayatı hep kendi çizdiğim sınırlarla, kendi doğrularımla ama en çok da kalbimin o yumuşacık, eksilmeyen enerjisiyle yaşamayı seçtim. Benim dünyamda her yeni sayfa, kendi kurallarımla parıldayan ve her anı güzelleştiren yepyeni bir gökyüzü.. İçimdeki o hiç büyümeyen, hayatı tüm kalbiyle kucaklayan o asil çocuğa ve ömrüme incelik katan her ana selam olsun. İyi ki doğdum, hoş geldin yeni yaşım... ✨️
"mısralarım ki Hind'in ipeklileri kadar ince dokunmuş ve İran'ın kıymetli halıları gibi hünerli renklerle süslenmiştir, niçin senin kalbini heyecana getiremiyorlar?..."
İçimizdeki Şeytan'ın ardından bitirdiğim Mai ve Siyah, beni kelimenin tam anlamıyla derin bir kederin içine sürükledi. Mai bir geceyle başlayıp siyah bir gecede son bulan ne hikayeydi ama...
Halit Ziya Uşaklıgil'in bu eseri, edebiyat tutkusu olanların asla sıkılmayacağı, her satırı ustalık kokan muazzam bir başyapıt. ️
Ahmet Cemil'in o "mai" hayallerinin simsiyah bir hüsranla bitmesi gerçekten çok dokunaklıydı. Hepimiz bir ümitle yaşarız ama bazen öyle anlar geliyor ki hayallerimizin heba oluşunu izlemekten başka çaremiz kalmıyor. Ahmet Cemil'in iç dünyası o kadar güzel anlatılmış ki; onunla beraber hayallere dalıp, arkadaşı ile nasıl "Mai ve Siyah" olduklarını iliklerinizde hissediyorsunuz.
Hele o kız kardeşinin ellerinin arasından kayıp gitmesi... O veda sahnesinde gözyaşlarımı tutamadım. Kitabı tamamen bitirip kapağını kapattığımda bile hala ağladığımı fark ettim. Ne edebi, ne derin bir eserdir bu...
Kesinlikle herkesin hayatında bir kez okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.