bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
annemle babamın bu ölüler arasında olmadığını kim bilebilir ki, dedi koyu renk gözlüklü genç kız. bense onların yanından geçip gidiyorum ama görmüyorum. ölülerin yanından geçip gitmek, çok eskiden beri insanlığın alışkanlığıdır, dedi doktorun karısı.
düşünebiliyor musun, bu merdivenleri vaktiyle gözüm kapalı inip çıkabilirdim. kalıplaşmış cümleler böyledir işte; binlerce anlam inceliğine duyarlılık göstermez, örneğin bu cümle, gözleri kapalı olmak ile kör olmak arasındaki farkı göz ardı ediyor.
deyim yerindeyse, hayvan doğası böyledir. aslında kökleri ile toprağa sıkı sıkı bağlı olmasalar bitkiler de aynı şekilde davranırdı, ormandaki ağaçların yangından kaçtığını görmek ne güzel olurdu.