Çok şey var,
Ama azından gayrısını istemiyorlar burada
Tanıdık bir sabah
Ve bir çocuğun gülüşü
Deveran ediyor hayat
Ve geçiyor gün
Yitip gidiyor ömür
Bir buğday tanesi, meylediyor hurma ağacı kadar büyümeye
Ve küçücük bir nehir, görüyor kendini düşünde, tırmanırken tepeye
İbrahim Nasrallah
GENÇ ŞAİR- Af buyurun, beyefendi hazretleri; yani büyükanneleri gibi kargalara mı benzesin yeni yetişenler?
RECAÌ- Doğru! Bizim karga yumurtalarımızdan çiyanlar ve kırkayaklar çıktı. Karga dediğin, yumurtasından kanarya çıksa onu gagasiyle öldürür. Biz sizi, göre göre, gagamızla besledik. Bozuldu bir kere tohum... Bakalım sizin yumurtalarınızdan neler çıkacak? Göreceksiniz ve tanıyamayacaksınız! Ben dışta, kılıkta mılıkta değilim ha; içteyim, içte...
RECAI- Kuzum, Bay ozan! Biz niçin bir dikiş iğnesi yapmayı beceremeyiz de, garplının bazı hallerini kopya etmekte ona taş çıkartırız?
GENÇ ŞAİR― Derin mesele efendim...
RECAİ - Derin değil, çok sığ... Taklitçi, hayvanı taklit etmekle başlar. Köpeği, çakalı, öküzü.. Havlar, ulur, böğürür. Biz garplının hayvan tarafında onu geçiyoruz da insan tarafına bir türlü giremiyoruz.