GENÇ ŞAİR- Af buyurun, beyefendi hazretleri; yani büyükanneleri gibi kargalara mı benzesin yeni yetişenler?
RECAÌ- Doğru! Bizim karga yumurtalarımızdan çiyanlar ve kırkayaklar çıktı. Karga dediğin, yumurtasından kanarya çıksa onu gagasiyle öldürür. Biz sizi, göre göre, gagamızla besledik. Bozuldu bir kere tohum... Bakalım sizin yumurtalarınızdan neler çıkacak? Göreceksiniz ve tanıyamayacaksınız! Ben dışta, kılıkta mılıkta değilim ha; içteyim, içte...
RECAI- Kuzum, Bay ozan! Biz niçin bir dikiş iğnesi yapmayı beceremeyiz de, garplının bazı hallerini kopya etmekte ona taş çıkartırız?
GENÇ ŞAİR― Derin mesele efendim...
RECAİ - Derin değil, çok sığ... Taklitçi, hayvanı taklit etmekle başlar. Köpeği, çakalı, öküzü.. Havlar, ulur, böğürür. Biz garplının hayvan tarafında onu geçiyoruz da insan tarafına bir türlü giremiyoruz.
İnternette ne kadar uzun süre kalırsam, filtre balonum o kadar çok sevdiğim enformasyonlarla dolar, bu da kanaatlerimi güçlendirir. Bana sadece benimkine uyan dünya görüşleri gösterilir. Diğer enformasyonlar ise bu balonun dışında bırakılır. Filtre balonu beni kalıcı bir “ben-döngüsü”ne hapseder.
Enformasyon, hızla hakikatin ötesine geçer, hakikat onu asla yakalayamaz. Bu nedenle, enfodemiye hakikatle karşı koyma girişimi başarısızlığa mahkûmdur. Enfodemi, hakikate karşı dirençlidir.